Ailenizin Japonu!

Japonya'ya dair "kulaktan dolmayan" bilgiler

Kanazawa Gezi Rehberi


Kanazawa, Japonya’nın Honşu Adası’nda, adanın batı yakasında, Japon Denizi kıyısında, İşikawa Vilayetinin yönetim merkezi bir ilçemiz. Adı bağlı olduğu ilden daha ünlü olduğundan, bir çeşit Mersin – İçel çekişmesi var sanki… Aynı zamanda kent, Hokuriku Bölgesi’nin Niigata’dan sonraki 2. büyük yerleşimi…

Şehir aşağı yukarı yarım milyon nüfuslu, orta ölçekli bir yerleşim. Şehir alan olarak çok büyük sayılmaz, gezilecek yerler küçük bir bölgeye serpilmiş durumda. Biraz gayretle, hava şartları da uygunsa ve zamanınız bolsa, her yere yürüyerek gitmek olası. Şehrin sınırları olarak bir yana denizi, diğer yana da dağı yerleştirip düşünün. Yine dar kıyı şeridinde, yine Japonya’nın çoğu kıyı kentinde olduğu gibi bir nehir ağzı, delta yerleşimi. Burası da, Tokyo ve Hiroşima‘da olduğu gibi, mesken tutulabilecek düz alanı nehirlerce parçalara ayrılmış bir şehir. Kent tarih boyunca iki nehrin arasında palazlanagelmiş…

Neymiş Buranın Özelliği?

Edo Dönemi’nde Kanazawa,-özellikle 16. yy. sonları, 17. yy. başlarında Maeda ailesinin hükmettiği alanı politik manevralarla savaştan uzak tutması ve sanatı-sanatçıyı, zanaati-zanaatkarı koruması ile- savaşlardan yıpranmadığından bir cazibe merkezi olmuş; kültürel ve entellektüel olarak gelişmiş. Zamanında Japonya’nın 4. büyük nüfusunu barındırmış, Kyoto’nun ardından da en önde gelen kültür merkezi olmuş. İşte bundan dolayı Tokyo ve Kyoto’daki gibi, oturmuş, içine işlemiş, özümsenmiş bir ruhu var. Bu ruhu, bu birikimi görmek için gezilmeli-görülmeli…

Coğrafi konumu ve yapısı nedeniyle de verimli bir şehir ve bölge olagelmiş. Hatta Kyoto’dan sonra en zengin bölge olduğu dönemler dahi olmuş. Ki şehrin tarihte adı bir dönem “Hyaku man goku (百万石) – 1 milyon goku – olagelmiş. Şu anda da her yıl aynı isimle Kanazawa’da festival düzenlenmekte. (Burada hemen goku için bir parantez açalım. Goku bir ağırlık ve hacim ölçüsü birimi ve eski japon teknelerinin taşıma kapasitesi, yaklaşık 280 litreye tekabül etmekte)…

Şehrin adı da işte bu zenginlik nedeniyle de -iki nehir arasındaki bataklığın(!) para basmasından ötürü- “altın bataklık – kane zawa (金 沢)” olarak konulmuş. Ne kadar yerinde bir isim!

Şehir, tarihi çok eskilere gitmese de, yaklaşık 500 yıllık bir geçmişe sahip denilebilir… 2. Dünya Savaşı’nda hava bombardımanına maruz kalmamış az sayıdaki büyük yerleşimden biri olması da, şehrin orijinal yapısının korunmasına katkıda bulunmuş. Bu nedenle de Kyoto ile birlikte belki de filmlerdeki mistik Japonya’yı görebileceğiniz az sayıdaki yerden biri. Japonlara sorulduğunda Kyoto ve Hida-Takayama’dan sonraki en iyi “eski Japonya” burası! Bunu şehrin hemen her yerinde gözlemlemek mümkün…

Nasil Gitsek?

Kanazawa için 2007’de,

“Tüm Japonya’da en çok zevk aldığım yerlerden biri iken ne yazıktır ki bu naçizane beldemiz ulaşım bakımından acılarin çocuğunu oynamakta… Konum olarak Kyoto’nun kuzeybatısı, (ekspres trenle yaklaşık 2 saat) ve Tokyo’nun tam batısında. Aradaki mesafeler de öyle aman aman bir şey değil. Ama geliniz görünüz ki, şehir ana şinkansen hatlarından ayrı kalmış. En yakındaki havaalanı olan Komatsu bile otobüsle 1 saat mesafede olunca ulaşım yönünden sınıfta kalmış bir yer… İnsan bu tür doyurucu yerlere daha rahat gitmek istiyor… Alternatiflerimiz oldukça çok ama hiç biri uçakla gitmek kadar rahat değil…” 

demiştim.

Ancak JR, 2015 Mart’ından itibaren Hokuriku Şinkanseni‘ni hizmete sundu ve Kagayaki (Pırıltı) bir büyük dertten tüm gezginleri kurtardı.

Japan Rail Pass sahipleri; elinizdeki pasonun suyunu çıkarınız… Tokyo’dan doğrudan gitmek artık çok kolay. Tokyo veya Ueno’dan aktarmasız, dertsiz tasasız gelebilirsniz. Ancak zamanınız bolsa önce Kyoto’ya gidiniz, geziniz tozunuz, tadını çıkarınız… Sonra da Osaka’ya geçip günlük koşturmacanın ahengini tadınız… Caniniz biraz sükunet çekerse de bininiz limited ekspres trenimiz Thunderbird’e, Kyoto’dan 2 saat civarı bir yolculukla Kanazawa’ya varınız…

Tren yerine uçakla gelmek isterseniz, aynı fiyata gelseniz de, size zaman kazandırmayacaktır. O nedenle de pek öneremiyorum. JAL veya ANA’nin tarifeli seferleri Haneda ile Komatsu’yu her gün çok kereler birbirine bağlar… Netten bakarsınız artık gün-tarih-ücret durumlarına… Ama bu yöntemde Komatsu Havaalanı ve Kanazawa İstasyonu arasında illaki otobüse veya trene binmek gerekli, artık büyük bir eksi şinkansene kıyasla.

Ne Yapsak? Ne Etsek?

İstasyondan başlayarak şehri gezmek bir Japon adetidir! (Ben uydurdum oldu…:) ) Bu şekilde başlarsak gezimize, ilk durak istasyon olacaktır. Kanazawa İstasyonu giriş itibariyle oldukça etkileyici… Özellikle istasyon girişini oluşturan devasa kapı ve ardındaki istasyon binası cok güzel bir birliktelik oluşturmuş. Kapı, torii, çok heybetli ve -renginden dolayı sanırım- çok sıcak bir his vermekte. Hemen altında da bir ufak süs havuzu var ki, üzerindeki minik fıskiyelerde gün, saat ve “Kanazawa’ya Hoşgeldiniz” yazıları su ile, ara ara yazılmakta. İlk anda çok ilgimi çekmişti. Umursamaya da bilirsiniz…

Yalnız itiraf edelim, istasyon çevresinde bu görkemli giriş kapısı dışında pek bi nane yok… O nedenle şehrin tarihi merkezini başlangıç noktasına koyarak 3 bölgeye ayırmak ve gezi planını buna oturtmak daha mantıklı… Şehir kolay gezilebildiğinden, bir gece konaklamalı 2 gün yeterli olacaktır. 3. gün sıkabilir.

Vardığınız gün Kale içi, eski şehir merkezi, Kenrokuen Bahçesi ve Nagamaçi Samuray Mahallesi’ni görseniz, ikinci güne de hanamaçi – geyşa bölgelerini bırakabilirsiniz.

kanazawa torii

Bu 3 bölge şehrin yayıldığı alan küçük olduğundan, hava uygunsa yardıra yardıra yürüyerek 1 günde tamamen görülebilir. Yine de hakkını vermek için 2 gün gerekir… Şehir içinde turistler icin belediye otobüsleri önemli yerler arasında gidip-gelerek oldukça iyi bir iş çıkarmakla birlikte, çok da kullanılmayabilir… Yine de günlük sınırsız bindi-indili bilet 500 JPY gibi gayet makul bir ücrete… Edininiz, lazım olur elbet…

Rotalar, Güzergahlar – Gün 1

Üç aşağı bes yukarı şehrin tam ortasında yer alan bir hakim tepede yer alan -yerinde yeller esen- Kanazawa Kalesi ve kalenin hemen dibindeki Japonya’nın en ünlü ve görülmeye değer 3 Japon Bahçesinden biri olan Kenrokuen’in oluşturduğu çekirdek ve bu çekirdeğin etrafına serpilmiş olan turizm-kültür-ticaret mekanları… Şehrin en canlı yeri burası. İstasyondan yürüyerek rahatlıkla ulaşılabilir. İstasyondan kaleye doğru yol boyunca, restoranlar, alışveriş merkezleri, oteller ve bir de toptancı hali görünümlü Omiço Pazarı bulunmakta… Pazar, bizdeki kapalı semt pazarı-hali havasında. Envai çeşit balık, yiyecek içecek, ayaküstü atıştırmalık ufak büfeler, en lezizinden suşiciler, ve daha niceleri… Öğle öncesi ve akşam üstü oldukça keyifli bir yer. Tokyo Tsukiji’den farklı olarak, çok erken ya da çok geç gitmemek lazım… Mekan yığınla yengeçle ve boy boy karidesle dolu, İşikawa ve komşu Fukui vilayetleri dev yengeçleriyle meşhur olduğundan, buradan alınabilecek en makbul hediyelikler (Japonca omiyage) de balıkçıların tezgahlarını süsleyen, kolları, bacakları, kıskaçları bağlanmış yengeçler. Kırmızı kırmızı, kımıl kımıl, çok canlı(!) bir görüntü…

Yengec sergisi

Çarşı-pazar gezimiz biter bitmez, kale yönünde ilerlemek güzel olabilir. Kale -ki aslı 1880’lerde yanmış, geriye tarihi İşikawa kapısı kalmış- içerideki 2 yapıdan müteşekkil. Bir girişteki sur, bir de muhafız kuleleri. Diğer Japon kalelerinin ana yapısı burada yok. Yandığı dönem sanırım Meiji reformlarının ortasına denk geldiğinden kaleyi yenileyecek bir derebeyi kalmamış olsa gerek. Neyseki yakın zamanda birisi düşünmüş de, az biraz restorasyon ve yeniden canlandırma sağlanmış. Kale yayıldığı alan olarak oldukça geniş, güzel ve sade bir yapı. Ancak ana kapı tarafından (önden) şahane arkalar rezil… İçinde gezmek taş çatlasa 1 saat. Eğer başka kaleleri gördüyseniz, burayı çok da beğeneceğinizi sanmam. Yine de İşikawa kapısının görkemi ve havası güzel. Özellikle Kenrokuen çıkışından bakıldığında…

kanazawa kalesi

Kaleyle karşılıklı Japonya’nın en güzel 3 bahçesinden biri olan Kenrokuen bulunmakta… İçerisi çeşitli yer şekillerinin doğadan ilham alınarak, yapay olarak serpiştirilmesi ve ilham alınan doğal haline yakınsamasıyla meşhur. Mevsimine göre, kar, sakura ve kızaran yapraklar görülebilir. Sanırım sakura ve sonbahardaki kızaran yaprak döneminde içerisi ana-baba günü oluyordur…

kenrokuen

Çıplak gözle, fotoğraf çekme işinin dozunu kaçırmadan, yavaş yavaş izlenilmeli. Cidden kendinizi fotoğraf çekmeye kaptırmayın. Mekanı vizörden görmek, hafıza kartınıza aktarmak yerine, kendi hafızanıza kazıyın. Tadını çıkarın. Giriş 300 JPY yanlış hatırlamıyorsam.İçeride Maeda ailesinin yaptırdığı bir de villa var. Ayrı bir ücrete tabi ve adam başı 700 JPY gibi ısıran bir fiyat. Mekanı dolaştıktan sonra, çıkışta ufak restoranlar ve hediyelikçiler var. Hediyelik eşyalar kıytırık, restoranlar da salaş. Ancak, yöresel bir yemek olan Jibuni var ki, kaçırmayın. Jibuniyapılışı karmaşık gözüken, ördekli bir yerel Japon lezzeti. Sizin için denedik guzel, yersiniz artık…

Burada öğle yemeğinizi yedikten sonra, kalenin sol yamacından aşağı Sai Nehri’ne doğru giden yol boyunca şehrin Korinbo semtine doğru ilerlerseniz, şehrin modern ve canlı yüzüyle de karşılaşabilirsiniz. Bu bölge şehrin ana alışveriş ve eğlence piyasası. Hemen hemen tüm bilindik markalar, dükkanlar, oteller vs. bu bölgeye yayılmış. Burada şehrin ünlü el işlemeleri -lake ve/veya altın varaklı ürünlere- çeşitli mağazalarda bakabilirsiniz. Hediyelik olarak düşünülecekse eğer fiyatları değişken ve pek de ucuz değiller. Küçük bir ürün bile 3000 JPY civarında…

Konu hediyelere gelmiş, değinmeden olmaz. Kanazawa lakesi ve yengecinden başka, sakesi ile de meşhur bir yöre… Pirincinin ve suyunun lezzetli olmasından dolayı, sakesi de lezzetli oluyormuş. Tadarak alabilecek olduğunuz bir kaç sakeci bulunmakta, ki sıra sıra sake arasından tadmadan almak ustalık işi.

nagamachi

Burada da dolandınız ve yeni arayışlara girdiğiniz noktada azıcık bir mesafede, şehrin gizli hazinesi Nagamaçi (Uzunşehir) karşınıza çıkacak… Japonya’da gördüğüm yerler içinde en etkileyici eski Japonya havası buradaydı. Zamanın samuraylarına ait evler, sokak sokak, sıra sıra bu bölgede konumlanmışlar. Dar ama temiz ve özenli sokaklar, evlerin alışılmadık büyüklükleri, bahçeleri ve bahçe duvarları ile bambaşka bir yer… Bilhassa hava bulutlu ya da loşken ve akşam ışıklar yeni yeni yanmaya başlamışken çok çekici bir hali var… Ziyarete açık ücretli ve ücretsiz bir kaç evi gezebilir; eskiden samurayların nasıl bir yaşam sürdüğünü az çok hayal edebilirsiniz… Kaybolunmayacak kadar küçük, etraftaki gürültüyü duymayacak kadar büyük bir alan. Sokaklar arasında kanallar ve kanallar üzerinde köprüler, eski ve yeni binalar, eskiyi andıran ama yeni yapılar, hardal sarısı bahçe duvarları ve yangına karşı pirinç püskülleri tuhaf bir yer… Yeniden göresim geldi..!

Nagamaçi’nin bitiminde bir çeşit mahalle tapınağı, Oyama Tapınağı karşınıza çıkacaktır. Girişi ve işlemeleriyle çoğu tapınağa göre oldukça farklı bir yapıda.. Hele hele girişinde yer alan 2 katlı kapı, vitray işlemeli camları ve neredeyse soğan kubbesi ile “Japon degilim ben!” diye bağırmakta… Buraya kadar gelmişken görmeye değer…

Rotalar, Güzergahlar – Gün 2

Şehir merkezini oluşturan kale ve çevresini ilk gün turladiktan ve görülecek yer olarak yalnızca hanamaçi – geyşa bolgelerini bıraktıktan sonra, 2. gün yolunuzu önce kaleden batıya çevirirseniz, yürüyerek Korinbo’dan yaklaşık 20 dakikada mesafede Sai Nehri yakınında Nishi Chaya District – Batı Çayhane Bölgesi karşınıza çıkmalı… Küçük bir yer ve diğer yakadakiyle kıyaslanınca sönük. Bu yetmezmiş gibi bir de çayhanelerden içeriye girmek mümkün değil. Ortam için gidilebilir… Ama asıl amaç yakındaki Myoryuji Tapınağı… Tuzlu bir giriş ücretini gözden çıkarırsaniz şayet (800 JPY idi galiba) içindeki türlü oda, gizli geçit, kapı ve özellikle özel seppuku odası nedeniyle adı ninjalara atfedilen (öyle olmadığı iddia edilse de) bu tapınak oldukça enteresan bir yer. Çok merak edenler içeride ön rezervasyonlu turlar var, katılırsınız artık… Ben katılmadım, bu nedenle de pek de bir halt anlamadım, aydınlanma yaşamadım sanki.

Neyse efendim, burayı da tavaf ettiniz diyelim, e geriye kaldı karşı yakadaki Asano Nehri kıyısındaki Higashi Chaya District – Doğu Çayhane Bölgesi. Iki bolge arasında akla kara kadar fark var. O nedenle ilk burayı görür, ardından Batı kanadına geçerseniz “Bu ne be!?” diyebilirsiniz. İyisi mi, burayı sona saklayın. Buraya otobüsle Nişi Çaya tarafından gelirseniz ve en yakındaki otobüs durağında inerek varırsaniz aradaki tarihi sokakları gözden kaçırabilirsiniz. Yol boyu küçük ve dar sokaklar, ahşap evler ve sükunet oldukça etkileyici. Kyoto’daki Gion ile kıyaslanınca küçük ve az gelişmiş olsa da, oldukça iyi korunmuş bir hanamaçi – geyşa bölgesi… İçine girip eski yaşantıyı ve bir çayhanenin içi nasılmış görebileceğiniz kimi müzeleşmiş işletmeler mevcut. 400 veya 500 JPY’lik bir giriş ücreti ile ziyaret edebilirsiniz. Yalnız kış aylarında gidecekseniz, çayhane içinde ayakkabılarınızı çıkartıp gezmeniz gerekmekte. İnanın çorap morap bana mısın demiyor ve çıplak ayakla yerlere basmak resmen işkence halini alıyor. Resmen buzzzzzzz gibi haberiniz olsun…

Burada geçirecek olduğunuz kısa ama değerli bir zaman diliminden sonra ara sokakları ve yokuş yukarıçıkan dar yolları takip ederek mahallenin ardında bulunan tepeye doğru ufaktan yol alıp; yol boyu ufak tapınaklardan geçerek tepeye varırsanız şehrin genelini görebilecek olduğunuz bir manzaraya kavuşabilirsiniz. Dönüş yolunda da kıvrımlı ufak sokaklar ve akan dereler yeşilliklerin içinde oldukça hoş bir ortam oluşturmakta. Ancak bu kaçamak kış ayları için tam bir kutup ekpedisyonu olacağından, önermiyorum.

Tıngır mıngır aşağı indikten sonra da Kanazawa şehir merkezini bitirmiş oluyorsunuz bir bakıma. İki yoğun günün yorgunluğunu geçirtecek bir yer önermeyi isterdim ama sanıyorum Nagamaçi – Korinbo dolayları dışında akşam açık olan yer sayısı oldukça az.

Umarım keyif alırsınız… Bu seferlik bu kadar!

9 comments on “Kanazawa Gezi Rehberi

  1. Semanur
    November 30, 2015

    Merhaba, şu anda japonyadayız. Tüm Tokyo’yu, nikko ve hakoneyi sizin yazdıklarınızla gezdik. Çok çok teşekkürler, yararlı bilgiler oldu bizim için 😊Elinize sağlık

    Sırada Kyoto, nara ve osaka var. 1 günümüz boş kalmıştı, sizin yazdıklarınıza bakarak Kanazawa’ya gidelim diye düşündük. Doğru bir karar mı sizce? Kyoto’dan günübirlik gitmeye değecek alternatif bir öneriniz olabilir mi? Şimdiden teşekkürler, tekrar elinize sağlık

    Like

    • @semihsunkar
      December 1, 2015

      tesekkurler!!
      eger gunubirlik gitmekse amaciniz Kanazawa yorucu olabilir.
      Tapinaklardan bunalmadiysaniz Koyasan;
      Az da deniz gorelim derseniz Kobe,
      Yok doga ile ic ice olalim derseniz Kyoto’nun hemen disindaki Arashiyama
      gunubirlik uygun olur.
      Ulasimi cozerseniz Hida Takayama ve Shirakawago da Kyoto’dan gidilebilecek dunya mirasi yerleri…

      Like

  2. Pingback: Japonya’da Ucuz Tren Biletleri – Bölüm 1 | ...S.a.S...

  3. Pingback: Japonya Gezi Rehberi – 2013 Sürümü | ...S.a.S...

  4. Pingback: Bir Japon Geleneği, Sake « ooame 大雨

  5. Pingback: Bölüm 6 – Tokyo’nun Gece Hayatı – 1 « …S.a.S…

  6. Pingback: Bölüm 5 – Tokyo’nun Gündüz Güncesi « …S.a.S…

  7. Pingback: Bir Japon Geleneği, Sake « …S.a.S…

  8. Pingback: Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 2 « …S.a.S…

Yorumlarınız için...!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Gelişmeler emailinize gelsin!

Bana Ulaşmak İçin

semihsunkar(at)gmail...
Hemen hemen 7/24!

ZİYARETÇİLER

  • 430,007 kere geldiler...!

İçindekiler

%d bloggers like this: