Ailenizin Japonu!

Japonya'ya dair "kulaktan dolmayan" bilgiler

Bölüm 7 – Tokyo’nun Gece Hayatı – 2


Tokyo’nun gece hayatı için ilk bölümde ne demiştik; gece hayatı veya eğlence sektörü “Japon işi eğlence“ ile “Batı tarzı eğlence” olarak iki ana başlığa ayrılabilir. İlk bölümde Japon işine yönelmiştik, bu bölümde daha çok bizim için alışılagelmiş eğlence anlayışına değinelim.

Gece yaşamında batı tipi eğlenceden kastım, bar-pub, sports cafe türü yemeli, içmeli ama daha çok yavaş takılabilen mekanlar ile club veya canlı müzik tarzı dans olaylarına da girebileceğiniz yerler. Hani tiyatro, opera gibi sahne sanatları derseniz, bunları biraz zorlama olarak ancak listeye ekleyebilirim. Ama bu tür sanatlar için zaten belirlenmiş yerler var. Öyle küçük barlar gibi her gece şehrin bir ayrı köşesinde bir başka opera var gibi bir durum yok pek tabii…

Açıkçası bu bölümde sıralanabilecek yerleri, işletme ismi vermemek adına, şehirde yayıldıkları bölgelere (ya da istasyonlara) göre sıralayalım. Nerelere ne gibi mekanlar toplaşmış. Burada aklıma gelen noktalara değineceğim. Bir şekilde oluşacak listede büyüklük, güzellik, popülerlik türü her hangi bir sıralama yok, böyle bir amacım da yok. Listeyi Yamanote Hattı üzerine koyalım, öyle gidelim.

Shibuya

Burası şehrin Tokyo’nun tüm tanıtım filmlerinde görüntüsü olan, bir kavşakta karşıdan karşıya geçen yığınların meydan muharebesi yaptığı, en bilindik Tokyo semtlerinden biri. Tokyu Demiryolu Şirketi’nin el verip palazlandırdığı bir tren yolları kavşağı. Şehrin güneybatısını merkeze bağlayan bir hub. İnsan yoğunluğundan öte genç insan yoğunluğu yaşanan bir yer. Sanırım en çok 30 yaş altı grubu takılmakta Shibuya ve çevresine. Pek tabii bu tür dinamik bir kitleye de hizmet veren eğlence sektörü de gelişmiş bu bölgemizde. İstasyondan ana kavşağa çıktığınızda görecek olduğunuz yerlerin çok büyük bir kısmı izakaya, bar, pub, restoran veya cafe. Batı tarzı olanı da Japon tarzı olanı da var. İşin ilginci Shibuya çok büyük bir alana da yayılmamış, epey rahat baştan başa yürüyerek dolanılabilecek bir mahalle. Ama istasyonun 4 çıkışında 4 farklı görüntü var. Sizin ilginizi çekecek olan tahminen Haçiko heykelinin de bulunduğu ana kavşak ve buranın batısı ve kuzeyi.

Shibuya’da kavşakta uzaklaştıkça, türlü mekanlar kendilerine yer bulmakta. Yalnız yayalara açık olan merkez sokağındaki ayak üstü içmecelik ucuzcu ne alırsan 300 JPY barlar, ne yersen ye 105 JPY diyen super dandik kaitenzushiciler, Buralar tamamen ortam bilmeyen kayıp turist av merkezleri. Vakti zamanında o dandik sushiciye ne para kaptırdık. Cahillik işte… Neyse, siz siz olun buralarda sushinin, Japon yemeğinin en iyisini yediğinizi sanmayın.

Bu merkez sokağının yaya bölgesinin sonunda yavaş yavaş Shibuya şekil değiştirmeye başlar. Ama asıl farklı yer Bunkamura kültür merkezi ve Dogenzaka yokuşununun arasına kısılı üçgen bir adanın arka sokakları,. İstasyondan yokuş boyu yukarı çıktıkça cafe ve nezih restoranlar yerlerini, küçük barlara, ara sokaklar masaj(!) salonlarına, daha arka sokaklar da clublara ve küçük otellere yerini bırakmakta. Otel konusunda “aa ne ucuz oteller varmış, iyi de biz niye nette göremedik” diyenler için Love Hotel başlığını inceleme zamanı gelmiş demektir. Love otellerle koyun koyuna olan gece klüpleri tarz olarak house, hip hop, techno ve R&B gibi biraz ayrışmış, özelleşmiş mekanlar. Gecenizi nasıl ve nerede geçirmek istediğinize kendiniz karar verirsiniz. Yalnız giriş ve buna dahil ilk içki ücreti -Ladies Day veya Perşembe değilse- hafif tuzlu kaçabilir. Bu yerlerden bazıları Inarritu’nun oscarlık eserlerinde falan yer almış, Zekeriya Ty Brown ve saz arkadaşlarının hala aklı sır erdiremediğim o abuk Tokyo’da geçen felaket filmlerinde arka plan olmuş yerler. Dikkatli gözler bunları kaçırmayacaktır zaten.

Batı tarafıyla kıyasla, istasyonun Doğu çıkışında, Aoyama – Harajuku yönünde ise bambaşka bir Shibuya var. Daha uslu takılan, daha Japonvari yerler yoğunlaşmış bu kısma. Özellikle Yamanote Hattı’nın geçtiği demiryolu köprüsünün yanındaki küçücük sokakta türlü türlü, ufacık barlar sıralı. Ya aslında burası biraz Japon işi, izakaya tarzı. Bu bölümde değinmememiz gerek… Hem zaten bu bir Shibuya rehberi değil sonuçta… (Azıcık ayaküstü başlıkla içerik uyumuna dikkat eden sorumlu yazar havası yaratalım…)


Shimokitazawa – Sangenjaya

Burası Shibuya’dan Keio İnokashira ve Shinjuku’dan Odakyu hatlarıyla gidildiğinde hemen hemen eşit uzaklıkta bir küçük mahalle. Nedense bana Ege’deki kasabaların, yazlık havasını veren bir yer. Çoğunluğu gençlerin oluşturduğu ve müdavimlerin takıldığı bir alan. Küçük, özensiz, düzensiz ama şirin. Kendine has bir havası var. Ufak tefek lezzetli restoranları, barları ve az biraz da günü denk gelirse yakalayabileceğiniz canlı müzik mekanlarıyla üniversite çağındaki insanlara uyan bir yer. Her yer yürüyüş mesafesinde.

Karmaşık sokaklarında yolunuzu kaybedip, sessiz ve sakin Tokyo mahallelerini de görebilirsiniz. Hatta yürümeyi göze alırsanız daha çok Japon tarzı mekanların hakim olduğu Sangenjaya’ya ve hatta biraz daha –yürüyerek 1 saat kadar- uzanırsanız Jiyugaoka’ya kadar gidebilirsiniz. Sangenjaya da Jiyugaoka da yine Shimokitazawa benzeri, kendi çapında kişilikleri olan, genç insanlarla dolu ufak sıcak noktalar. İlk kez Japonya’ya gelecekler için ilgi çekici olmayabilir, ancak uzun süreli Tokyo sakinleri için arada güzel bir kaçamak şansı da verir.

Ebisu – Hiroo

Shibuya çevresinde dolanırken bir istasyon ötede, Shibuya’nın keşmekeşinin bir anda kaybolup, yerini kalburüstü bir mahalleye bıraktığını görebilirsiniz. Ebisu ve hemen iki adım mesafedeki Daikanyama kaliteli hizmetin, güzel ama küçük mekanların mahallesi. Biraz sosyetik, biraz butik, çok sayıda restoran güzel bir akşam yemeği için konuk bekliyor. Çoğu küçük olduğundan çat kapı gideyim derseniz, eh biraz havanızı alabilirsiniz. İstasyon yakınlarında geniş avlusu, bira bahçesi ve güzel manzarasıyla Ebisu Garden Palace gökdelenine çıkıp, gece Tokyo manzarası eşliğinde bir şeyler yiyip, içebilirsiniz.

Ebisu’dan Hibiya hattıyla bir istasyon ötede, ya da 15 dakika yürüme mesafesinde Hiroo’ya ulaşacaksınız. Etrafta bol bol yabancı olması, yaz günü yabancıların kaldırımlardaki kafelere, yeşillikler arasındaki restoranlara, irish publara yayılmış olması size “yahu az önce Tokyo’daydık hangi ara Avrupa’ya geldik” hissi verebilir. Amma abarttım, yok öyle bir şey her dedğime kanmayın hala Tokyo’dasınız. Buranın farkı menülerin anlaşılabilir bir dilde yazılmış olması. Ha bir de marketinde Tamek salça, Bahçıvan beyaz peynir falan bulunması.

Azabu – Roppongi

Shibuya’dan yola çıkıp daha sakin yerleri gördünüz ama sizi açmadı. Aklınızda bir tek hedef var. Tokyo ortamlarında o mekan senin, bu mekan benim fink atmak, herşeyden azar azar tatmak. Tam yerini buldunuz. Azabu – Roppongi – Nogizaka istasyonları arasında kalan alan Tokyo’nun gece hayatı başkenti. Ancak bu daha çok yabancılar için geçerli bir tanım. Artık nasıl bir iletişim devrindeysek, daha Tokyo lafına gelmeden, millet Roppongi diyor. Dış temsilciliklerde öyle ünlü bir yer burası. Buranın ünlü olması, uçuk fiyatlı rezidansların, yabancı misyon ve şirket temsilciliklerinin buraya yakın konumlanmış olması. Buralarda çalışan Japonca konusunda sıkıntı çeken yabancılara hizmet veren yerlerin çokluğu, önceleri burayı Japonya dışında tanınır hale getirmiş.

Konum olarak ne çok iyi bir yerde, ne etrafta bir manzara var, ne de öyle orijinal. Hepi topu Tokyo Kulesi’nin yanı başında bir semt. Orta yerinde büyükçe bir kavşak, metro istasyonu ve Shuto Otoyolu kesişmekte. Ama bu ünü yakaladıktan sonra kondurulan iki gökdelen (önce Roppongi Hills sonra Midtown) ve bunların yarattığı sinerji de eklenince, Japonya’nın en pahalı konutları, iş yerleri listesine kafadan oynayan, ünlülerin akın ettiği bir yer halini almış Roppongi.

Dedik ya burası yabancılara yönelmiş, bir “kurtarılmış bölge”. Burada bulunan mekanların hemen tamamı batı tarzı. Sokaklarda size türlü türlü hizmet sunmaya çalışan çığırtkan Afrika kökenli Japonya’nın Yozgat yöresinden vatandaşlarımız(!), köşeleri tutmuş Filipinli ablalar, başka yer yokmuş gibi bitişik nizam dükkan açan ve aralarında doğal olarak hır çıkan, kavga edip, illallah dedirten Türk dönerciler, piyasadan nasiplenmeye çalışan aklı uçkuruna kaçmış bir gaijin nesil… Yahu buranın neden gecesini anlatmalıymışım? Gidin görün. Arada amerikanın bağrından kopup gelmiş, ensesi yanıkları, zincir restoranları, milletin ne kadar uçabileceğini kendiniz görün.

Gidecekseniz de akşam 8’de falan gidip de ortalıkta şu yazılanlardan birini bile göremedim demeyin, sudan çıkmış balığa dönmeyin. Roppongi geceleri son trene yakın saatte buraya gelinip, ilk trene kadar kalındığında kendini ele verir. Erkenden gelip aile saadeti de yaşayabilirsiniz. Ama asıl nam salan geceleyin son trenin ve sabahki ilk seferin istasyon kalabalığına karıştıkça, size görünen hayat. Bir de Roppongi için yılbaşı gecesi, Cadılar Bayramı partisi gibi bir sebepten gidecekseniz şayet, Rio Karnavalı’na hoşgeldiniz. Zincirin boşaldığı nokta bu günler, denk getirirseniz tamamdır….

Buradaki uç noktaları aramayan taraftaysanız, iki adım aşağı Minami Azabu’ya geçerseniz, daha derli toplu, daha özgün, daha makul, kişisine göre daha keyif veren yerleri keşfedebilirsiniz. Burası sanki Roppongi’nin henüz itibarı yerinde olan dönemlerinin bir yansıması. Aradıklarınızı Azabu’da da bulabilirsiniz ama biraz daha tuzlu fiyata. Kalitenin sebebi belki de burada saklı…

Ginza – Shinbashi

Nasıl Roppongi tarafları yabancılara, Shibuya gençlere hitap ediyorsa, Ginza da bir o kadar kalantor amcalara, kokoş teyzelere hitap ediyor. Ginza ve çevresindeki gece yaşamının en öz, en kısa tanımı bu. Ginza, yalnız Tokyo için değil, tüm Japon şehirleri için, ulaşılabilecek en üst statüyü tanımlayan bir yer. Emlak pazarındaki akıl almaz fiyatların, bir cadde boyunca dizili etiketindeki sıfırları saymayı bıraktığınız ürünleri sergileyen ve bunları sorgusuz sualsiz satın alanların toplaştığı bir hayal dünyası.

Gündüzleri butiklerin, geceleri de host clubların, kabarelerin, kabukinin sahne olduğu bir semt. Akan paranın, ardında dönen dolapların, gelen gidenin hesabı yok. Sokaklarda bu hareketi net bir şekilde gözleyemeseniz de etrafta dolaşan hosteslerin, peşlerinde koşan amcaların, bunların da peşi sıra giden taksilerin, özel şöförlü araçların hali çok enteresan. Bir yabancı için muhtemelen çok anlamsız ve biraz ulaşılmaz bir Japon işi ama batı tarzı pavyon türü eğlence. Her ne kadar pavyon diyecek kadar seviyesi düşük olmasa da…

İlginçtir, Ginza’nın burnunun dibinde, belki yürüyerek 10 dakikalık mesafedeki Shinbashi’de ise, Ginza’da çil çil para dağıtan kalantor amcaların, altında çalışan ortalama gelirli orta yaşlı şirket çalışanlarının hayal dünyası kurulu. % 100 Japon işi gece yaşamı. Her yer ayak üstü barlar, izakayalar, seyyar ramenciler, love hoteller ve erkek egemen eğlence anlayışı için diğer sıradan unsurlar.


Tokyo – Marunouchi – Yurakucho

Tokyo’nun adı çıkan Ginza’sın, Roppongi’sine asıl fark atan yer İmparatorluk Sarayı’nın yanı başı, Tokyo İstasyonu’nun etrafı. Çevredeki yüksek binalar ve binalar kadar yüksek fiyatlara sahip menülerle aristokratlarını bekleyen, henüz girmeye cüret edemediğim fildişi kuleler. Burası için ne yazayım. Sıradan bir biranın fiyatlarının bile Azabu’nun en az 2-3 katı olduğunu mu, üst limitin nereye vardığını kestiremediğimi mi? Burası ile ilgili ayrıntılı rehberi yazmam demek, çoktan kırkları devirdiğime işaret olacaktır. Hadi bari hedef koyalım kendimize, 2012 içinde, Shin-Marunouchi’de bir başbaşa akşam yemeği yenilsin, buraya izlenimler yazılsın!


Akihabara

Yabancıların “electric town”, elektrik şehri olarak tanıdıkları mahalleye düşerse yolunuz. Elektrik ve elektronikten başka karşınıza inanılması güç eğlence şekilleri de çıkacaktır. Bunları ne batı, ne de doğu kültürleriyle sınıflandıramayız. Bu bir alt kültür, hikayesinin ardında Japonların manga, anime ve oyun karakterlerine olan aşkı yatıyor.

Burası gece hayatından öte gün boyu görülebilen, gidilebilen çizgifilmlerden fırlamış türlü hayali kahramanların toplaştığı bir bölge. Tapınma şekline varan bir sevgi var bu karakterle. Tabi tüketim de bu yönde pohpohlanmakta. En uç örnekler, anime karakterlerinin kıyafetlerine bürünmüş maid cafelerde görülebilir. Bunun kadar yapmacık, bunun kadar hayali bir başka eğlence şekli olamaz. İçerik tamamen aldatmaca ve göz bpyama üzerine. İnsanoğlunun aldatılmaya ne kadar meraklı olduğunu görünce şaşıracaksınız.

Siz de gönüllüyseniz, alacak olduğunuz hizmet bir fincan kahveden çok daha fazla. Oldu olacak bu kadar yazdık madem, sıradan bir maid cafe müşterisiyle, hizmeti sunan hizmetçinin arasındaki konuşmalardan örnekler verelim.

  • Hoşgeldiniz kocacım! Bugün çok yorulmuş olmalısınız. Şöyle oturmak istemez misiniz?
  • Ben üzerinizdeki ceketi, çantayı alayım kocacım. Bu arada yorgunluğunuzu alması için ne içmek istersiniz sevgili kocacım?
  • Bir fincan kahve getireyim hemen size kocacım. Kahvenizi getirdim isterseniz sizin için şeker koyup karıştırabilirim, (ama bu 500 JPY,) isterseniz kocacım, krema da eklerim (bu da bir ek 500).
  • Aslında size kahvenizi içmeniz için yardımcı da olabilirim, bugün çok yorulmuşsunuz kocacım… (bu da bir ek ücret pek tabii…) Daha devam eder bu… Azıcık Japonca kotarabilenler için anlatılmaz, yaşanır bir tecrübe(!)


Ve Shinjuku

Japon salarymanlerine yönelik pek de bir alternatif sunmayan İkebukuro, Ueno gibi ana istasyonları atlayıp, şehrin en büyük eğlence noktası, Shinjuku’ya geldik. Burayı bilerek en sona bıraktım. Şehrin içinde gecesiyle gündüzü bu kadar faklı bir başka nokta yok. Gün içinde iş, alışveriş ve ulaşım merkeziyken havanın kararması, neonların birer birer yanmasıyla kabuk değiştiren bir ayrı gezegen burası. Batı ve güney çıkışları görece sakinse de, doğu çıkışı ya da bilinen adıyla Kabukicho, Japonya genelindeki en büyük eğlence mahallesi. Her tür alt kültüre yönelik hizmet sabaha kadar rahatlıkla bulunabilir. Canınız izakaya, karaoke mi çekti, hostes kızlara ya da oğlanlara içinizi mi dökmek istediniz, yabancılarla irish pub’ta, spor cafe’de şampiyonlar ligi maçı mı izlemek istedi, ya da 2 chome’de gaylerle takılmak mı, 3 chome’de kaliteli şarapları küçük kadehlerde tatmak mı… Aklınıza ne geliyor, ne yapmak istiyorsanız Shinjuku bunu size sunuyor.

Şehrin gecesini gündüzüne katmak, her çiçekten bal tatmaksa derdiniz, bir gün oraya bir gün buraya gidebilir, daldan dala konabilirsiniz. Buralardan ayrı şehrin bir çok noktasında, kendine özel yapısı, havası, tarzı olan yerler var. Tokyo size hemen hemen sınırsız bir çeşitlilik vaadedebilen bir yer. Yeterki ne aradığınızı, ne istediğinizi bilin.

Buraya kadar Tokyo’da ne halt etmeliydi konumuz, uyum içinde gidelim… Gelecek bölümde Tokyo’da Ne Yemeli ona bir göz atacağız…

14 comments on “Bölüm 7 – Tokyo’nun Gece Hayatı – 2

  1. Emrah
    June 27, 2016

    Merhaba, sayenizde epey bir soru işaretini giderdik.

    Eşimle beraber Shinjuku’da kalmak istiyoruz ama sanırım Kabukicho pek bize göre bir yer değil -anladığım kadarıyla. Peki Shinjuku’da bu bölge dışında nerede konaklayabiliriz?

    ** Aslına bakarsanız gece de hayatın olduğu bir bölgede kalmak istiyoruz, Shibuya biraz daha sakin dendi, trenlerin 12den sonra çalışmadığını düşünerek Shinjuku diyoruz. Belki çok farkı bir alternatif de önerebilirsiniz.

    Yorumunuzu sabırsızlıkla bekliyorum,
    Teşekkürler.

    Like

  2. Pingback: Bölüm 8 – Tokyo’da Hayatta Kalmak - Japondan

  3. elif
    October 2, 2012

    Semihsan, şu yazınla çalışma masamdan, evimden ve İstanbul’dan çıktım, o çok sevdiğim şehrin sokaklarında, yazdığın her satırda bir kez daha kayboldum. Tokyo bir “aşk” benim için ve sen onu çok güzel anlatıyorsun. Senin özlemeye fırsatın olmuyor pek ama nasıl bir özlem… anlatılmaz…tarif edilmez… Bu yazınla Ginza’da içtiğim kahve ve vitrinler, Ueno Parkı’nda soluklanma, Shibuya’da buluşma ve Shinbashi’deki izakaya için teşekkürler. Bu yazında ben tüm buralardan bir daha geçtim; eline sağlık!

    Like

  4. selin
    April 1, 2012

    çok sağolunuuuz. bir isteğiniz var mı Türkiyeden? gerçi daha gelmeme baya var ama.

    Like

  5. sunkarsemih
    March 27, 2012

    Yagmur mevsimi haziran ortasi 20’si gibi baslar, hafif hafif yagan gunler daha cok olsa da, uzun uzun agir saganak olan gunler de. Ama hareket konusu rahat. Sonucta yolda camur yok, etrafta semsiye, yagmurluk zebil ziyan, ucuz ucuz. Yani yagmur yagiyor diye evden cikmayan bir biz variz sanirim. Burada hayat normal akisinda.

    JR Rail Pass, tarihi acik olan bir bilet. Biletin ucretini bulundugun ulkede odeyip, faturani JR Degisim noktalarinda (buyuk istasyonlarda var) bilete ceviriyorsun. O sirada da kullanmayi istedigin donemi ve baslangic gununu secerek suresi boyunca kullanabiliyorsun.

    Otobus konusunda Ingilizce otobus hizmeti veren pek fazla sirket yok. En kotusu de otobus bileti alinabilecek cok az satis noktasi olmasi. Gidis tarihlerini erkenden belirlemedikten sonra yer bulmak da epey guc. Bu konuda ayrintili bilgi icin Japonya’da Otobuse Binmek basligina bakalim😉

    Like

  6. selin
    March 26, 2012

    haziran yağmurları oraları sel götürtecek felç edecek şeklinde mi oluyor yoksa tedbiri alındığı sürece hayatı etkilemiyor mu? yani bütün gün evde mi oturmak zorunda kalıcam?

    Birşeyler daha soracağım bıkkınlık getirtmemeye çalışarak😀 rail pass biletleri her hatta geçerli mi bildiğim kadarıyla osaka ve kyoto arasında geçerli değil başka geçerli olmadığı hatlar var mı? osaka ve kyoto’yu gezmek için ne yapabilirim ekonomik olarak😀 tokyodan osaka’ya akşam otobüsleri varmış nası fikir?

    Like

  7. selin
    March 24, 2012

    Haziranın 10’unda Japonyaya geliyorum ve Harajuku’da kalıcam(nasıl bilirsiniz?).bir tavsiyeniz var mı acaba ben senin yerinde olsam şöyle yaparım böyle yaparım diye(tamamen gezme amaçlı geliyorum bu arada)bir de haziranda hava nasıl oralarda üşüyor musunuz?yoksa Türkiye’nin havasına benzer mi oluyor genelde?

    Like

    • sunkarsemih
      March 24, 2012

      Tokyo Turkiye’nin en güneyinden bile güneyde. Haziran sıcak olur ama katlanılmaz sıcak değildir. Yine de yağmur mevsimine denk geleceği için alışılmadık bir yaz deneyimi olacaktır. Üşümek konu dışı zaten.

      Harajuku konaklama için pek ilk tercihim olmaz ama ulaşım bakımından heryere rahatlıkla gidilebilir. Shinjuku, Shibuya yürüme mesafesinde zaten…

      Senin yerinde olsam şunu yapardın diyeniyorum, bu konuda herkesin zevk aldığı şeyler farklı çünkü. Ama yine de Tokyo’da çok kalmazdım. Kyoto varsa yoksa Kyoto…

      Like

    • Yahya Murad
      October 22, 2012

      harujuku da ben kaldım ben harika bir yerdir. bizim taksim benzeri bir yer düşün gençlerin özellikle rağbet ettikleri bir yer. tokyo nun nerkezi ve metro ve tren istasyonuna yakın resturantlarını çok beğiniriyorum.
      Bu arada ben ilk japonya gittiğimde harujulu bir arkadaşın evine gitmiş kalmıştım. ilşk gidişim çok heyacanlı olmuştu ilk nartita bir havalına indim klm hava yolu ile amsterdam tokyo idi. En ucuz uçak bileti o idi önce istanbul amsterdam uçtum orda 4 saat bekledikten sonra tokyo uçtum tam anlamıyla çok yorucu idi düşünün avrupanın en uç noktasından asyanın en uç noktasına 20 küsür uçtum bu arada deneyimim şunu gösterdi THY tek geçerim üçüne beşine bakmayın thy binin derim her şeyi ile mükemmeldi uçak biletini hep burdan alırım yurtdışında uçuşlarda güvenilir bir adres gerçek bir seyahat acentası https://www.biletgaranti.com hava durumnu türkiye ile aynı olur hemen aynı enlemde yer aldıkları için türkiye japonya aynı sıçaklık istanbul da basıl ise tokyo da aynı olur. hediye alırken 100 yen shoplara uğraman senin faydanadır. gerçek anlamda bir mağzalara gideceksen ginza tavsiye ederim eğer elektronik eşya bilgisayar filan ihtiyacın varsa akihabara tam anlamıyla bu işin merkezi. burda ki elektronik magzalarda genelde çinli satıcılar olur bu sebepten pazarlık edin sizin faydanıza. yemekler tek anlamıyla muhteşem ben işin doğrusu sushi hariç tüm yemeklerini beğendim. Japonya anlatılmaz ancak yaşanır inanın buna

      Like

  8. Pingback: Bölüm 8 – Tokyo’da Hayatta Kalmak « …S.a.S…

  9. Kemal
    March 3, 2012

    bugune kadar ki en bomba yazi olmus, bravo.

    Like

    • sunkarsemih
      March 3, 2012

      Sagolunuz Shoshi-san…
      Kayra da bir an once gelsin de Derin’i gotursun…
      20 sene sonra ne olur acep su yazilanlar…🙂

      Like

  10. Mustafa KAVAS
    March 3, 2012

    impressed

    Like

  11. Pingback: Bölüm 6 – Tokyo’nun Gece Hayatı – 1 « …S.a.S…

Yorumlarınız için...!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Information

This entry was posted on March 2, 2012 by in Tokyo (Gezi) Rehberi and tagged , , , , , , , , , .

Gelişmeler emailinize gelsin!

Bana Ulaşmak İçin

semihsunkar(at)gmail...
Hemen hemen 7/24!

ZİYARETÇİLER

  • 430,007 kere geldiler...!

İçindekiler

%d bloggers like this: