Ailenizin Japonu!

Japonya'ya dair "kulaktan dolmayan" bilgiler

Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 2


İlk bölüm‘de bahsi geçen Hokkaido’yu anladık, ama hem para hem de zamandan dertliyiz; Sapporo’dan rahat gidilebilecek yakın yerler bize yeter diyenlere geliyor bu kısım…

Sizin gibi zaman ve bütçe sıkıntısı çekenlere önerim 3 gece 4 gün Sapporo ve Hakodate gezisi… Chitose’ye uçakla varıp ya da Hakodate’den geri dönüş yapacak şekilde bir plan yapmanız, iki kent arasında da araç kiralayabilirseniz, Japonya’da ehiyet almak gibi bir tecrübeniz varsa, en keyiflisi bu… Yok biz trensiz yapanayızcılardansanız, paraya kıyıp JR ile gitmeniz… Gece otobüsü de var, ucuz ve konaklama maliyetinden de yırtabileceğiniz bir alternatif… Ama açıkçası üç buçuk saatlik bir yere de 6 saatte gitmek çok gereksiz, yorucu ve zahmetli… Tekrarlıyorum, azıcık da paraya kıyın yahu..

Şimdi nasıl bir planla gezelim… Dolu dolu geçsin günlerimiz derseniz, önerim (Tokyo’dan çıktığınız varsayımıyla) Shin-Chitose havalimanına mümkün olduğunca erken varıp, hemen alandan Sapporo – Otaru yönüne giden JR ekspresine atlamanız… Sapporo istasyonuna kadar hemen hemen 1 saat, Otaru’ya kadar da 2 saat kadar bir sürede varabilirsiniz. Eşyanız az ise trenden inmeden doğrudan Otaru’ya gitmeniz… Otaru’yu gezip, bitirdikten sonra Sapporo’ya otelinize yerleşmek üzere öğleden sonra dönmeniz…

Ne var Otaru’da?

Otaru geçmişi Sapporo’dan daha eskiye giden, ufak bir liman kasabası… Balıkçılık ve ticaret ile kendine yer edinmiş bir yer… Küçücük bir yer ve eski havası gayet güzel korunmuş bir yer aynı zamanda. İstasyondan denize doğru inen ana caddesi ve bu caddenin sonundaki kanalı ve kanal boyu sıralanan, eskinin depolarıyla farklı bir atmosfer sunan bir kaçamak yeri…

Hepi topu bir yarım gününüzü alır, sabah 10 gibi varsanız, tamamen salına salına yürüyerek 3-4 saatte bitirebilirsiniz… Hokkaido’ya dair hediyelik eşyalar hemen hemen tüm adada aynı tornadan çıkmışcasına tek tip. İlk gördüğünüz yerde de son yerde de fiyatları ve çeşitleri hemen hemen aynı… Ama Otaru’daki satış yapan insanlar daha mı sıcak ilişki kurduklarından bilinmez, çeşit daha bol, fiyatlar daha düşük gibi geldi bana… Buradan alın alacağınızı, kollayın küçük esnafı….! Bir de kanala indiğinizde, kanal boyu sıralanmış eski tuğla binaların arasında, tipik Japon mimarisinde olan küçükçe bir yangın kulesi var.. Ufak bir müze aynı zamanda… Muhakkak girin, yukarıya çıkın ve denize, kente oradan bir göz atın… Keyifli… Öğleni etmiş olursunuz zaten bu sırada, atıştırmalık bir şey ararsanız, hemen kulenin dibinde enfes lezzette “Bakudanyaki” yapan bir küçük dükkan olacak… Dükkan dediğime bakmayın yan yana 3 kişi zor oturur. Büfe demek daha doğru… Takoyaki’nin bir kaç boy büyüğü olan bu sıcak sıcak yenilen hamur gülleleri gerçekten leziz… Tavsiye ederim… Yedikten sonra da geldiğiniz yoldan, dönerken aradaki sokaklardaki incik boncukçulara bir kere daha bakar öyle istasyona varırsınız… Sonra ver elini Sapporo…

Sapporo, en nihayet…

Sabırsızlık etmeyin… Tamam, görülmeye değer bir yer ama görmek için de aman da aman bir koşuşturmaya gerek yok. Sonuçta zaman karşı bir yarış içinde değiliz… Doya doya Sapporo için 3 tam gün yeter de artar. Ama biraz koşuşturmaca ile Otaru’dan dönüş üzerine iki tam gün ile de eksiksiz bir kent turu atmanız mümkün.

Sapporo’da nerelere gitmeli?

Sapporo kent merkezi sıradan bir Japon kentinden çok da farklı değil. Hani illa bir fark ararsanız, diğer kentlerle olan en büyük fark Sapporo’nun uzun bir tarihe sahip olmayışıdır. Tarihi yapıların bir elin parmakları kadar az oluşu ve çoğunlukla da batı mimarisinde olması buranın bir nebzelik “özelliği”… Kısa tarihini allaya pullaya satmaya meraklı ABD gibi, taş çatlasa 100 – 150 yıllık kısa tarihini pazarlama hevesiyle, Sapporo bir nevi küçük Amerika… Kent merkezinin düzenli yapısı ve yapıların geleneksel Japon tarzı mimarisinden biraz uzak olması da bu kanıyı güçlendirir nitelikte… Japon kültürünü, yaşayışını görmekse amacınız, burası size göre değil… Aradığınız yerler Kyoto, Kanazawa ve Nikko gibi yerler… Sapporo Hokkaido’nun giriş kapısı. yenice, büyükçe ve biraz da iç turizm açısından ünlüce bir lobi o kadar. “Sapporo’yu gördüm, Japonya’yı çözdüm!” dememeli…

Kent turizmin gücünün farkında. Tam anlamıyla gezgin dostu! Kyoto ile birlikte Japonya’daki büyük kentler arasında arşınlaması en kolay, kaybolunması en güç yerlerden biri… Şehir yine Kyoto’da olduğu gibi birbirini dik bir şekilde kesen caddeler ve sokaklardan oluşan, ızgara modeli bir plana sahip. Şehri kuzey – güney yönlerinde ikiye ayıran Odori Bulvarı ve doğuyla batıyı ayıran Toyohira Nehri. Kimi kaynaklar bu akarsu için insan eliyle yaratılmış demekte, doğru olma olasılığı da varö bilmediğimden yorum yapamıyorum.

Şehrin gezilesi yerleri sanki biraz daha nehrin batısına yığılmış hissi veriyor… Kenti tepeden görebilecek olduğunuz, Moiwa Dağı (teleferikle çıkış), 1972 Kış Olimpiyatlarında kullanılan “Okurayama” kayakla atlama kuleleri (telesiyejle çıkış), Shiroi Koibito, “beyaz sevgili” çikolata tema parkı ve fabrikası (metroyla gidiş), Sapporo TV Kulesi (yürüyerek varış), Nakajima Parkı – Sapporo Dome stadyumu (metroyla kaçış), Sapporo Bira Müzesi (yürüyerek gidiş, küfeyle çıkış), Eski Valilik Binası, Botanik Parkı, Saat Kulesi, Hokkaido Üniversitesi yerleşkesi, Odori Kar Festivali alanı, şehrin hayat merkezi Susukino, ramenciler sokağı hep nehrin batısında…. Nehrin epey bir doğusunda Hokkaido Müzesi ve Tarih Parkı var önemli duraklar olarak…

İstasyon ve Nakajima Parkı arasında kalan kuzey – güney doğrultusundaki şehrin “çekim alanı” içinde hemen her yer yürüme mesafesinde… Elinizde çok fazla eşyanız yoksa ve iklim izin verirse rahatlıkla yürüyebilirsiniz. Ama ben yürümem derseniz yalnız bu bölgede çalışan tramvay hattı size nostaljik bir ulaşım alternatifi sunabilir… Bundan başka şehrin her yönüne ulaşmanızı sağlayan 3 adet metro hattı var; mevsimine göre ılık ılık ya da serin serin gitmek istediğniz yere sizleri taşıyan… Metro, tramvay ve otobüs ağının anlaşılması kolay… Ne çok karmaşık olacak kadar büyük, ne de işe yaramayacak kadar küçük. İki milyonluk kent için olabilecek en ideal durumda… Ancak şehir içi otobüslerinin ilk ve son duraklarını kullanacaksanız -Okurayama kayakla atlama pistine ve Hokkaido Müzesi ve Tarih Parkı’na gitmek için kullanmanız gerekebilir-, otobüslerin kalkış noktalarını ve güzergahlarını anlamak biraz zaman alıyor. Japonca bilmeyen birisi için hele burası can sıkıcı bir tecrübeye de dönüşebilir, uyarımı yapayım.

Gerekli haritalar için: Sapporo Turizm – Tanıtım Ofisi

Gezi planımız ne olmalı, kaç gün kalınmalı?

Tüm gün hareket halinde olmayı seven, oradan oraya gitmeye niyetli ve tez canlı biriyseniz, ilk önerim iki ayrı birleşik bileti bir an önce almanız üzerine… İlk biletimizi Metro, otobüs ve tramvay kullanımı için alıyoruz. Bu günlük bilet sahibine, (JR trenleri hariç, otobüsleri dahil), tüm toplu taşım araçlarına, sınırsız indi-bindi sağlayor. Günlük 1000 JPY. Bunu cebimize koyduktan sonra, artık orası senin, burası benim gezmeniz mümkün… Zaten bu bilet sayesinde araba kiralama derdinden kurtuluyoruz.

Almanızı önerecek olduğum ikinci bilet, şehirdeki önemli ziyaret noktalarına (6 ayrı yer) girişler için kullanılan bir bilet. Şehirde turist çeken hemen hemen tüm yerler bu toplu bilete dahil. Ücreti 1500 JPY. Bu biletin şöyle bir kullanım kısıtlaması var yalnız, planınızı yaparken dikket etmenizi öneririn. Birincisi, bilet, bilete dahil noktalardan birine yapılan ilk ziyaretle tarihlendiriliyor ve atılan tarih içinde kullanılması gerekiyor. İkinci gün ya da daha sonra kullanırım diye düşünmeyin. Aynı zamanda ziyaret saatlerini de hesaplayarak biletteki yerlere gitmeniz iyi birer seçim olacaktır.  Örneğin, şehrin doğusundaki “Tarihi Hokkaido Köyü – Kaitakuno Mura” ögleden sonra 3’e kadar ziyaretçi kabul edip, saat 4 oldu mu kapıya kilidi vuruyor. Ha keza en batıdaki Okurayama kayakla atlama pistine akşam gidemeyeceğinizi, hava karardıktan sonra ancak TV kulesine girebileceğinizi değerlendirip programınızı yapmanız iyi olacaktır.

Bundan başka bu ortak bilet 6 ayrı noktada indirim sağlasa da, seçenekler arasından en fazla 3 tanesine girebilirsiniz. Yani merakınız neyeyse, neyi görmeye değer buluyorsanız, ona göre seçiminizi yapın. Ayrıca bu biletteki yerlerden ikisi şehrin en doğu ve en batı uçlarında kalıyor. Bu noktalara ulaşmak da ayrı ayrı metro ve otobüs kullanarak, şehir merkezinden (Odori Bul.) yaklaşık 1 saat tutuyor. Birinden çıkıp diğerine giderim demek en az 2 saat alıyor. Bu nedenle de seçiminizde ya batıya, ya da doğuya odaklanmanız iyi olabilir.

Bu ayrıntıları bildikten sonra gezi planını oluşturmak çok daha kolay… İlk gün öğleden sonra Otaru’dan Sapporo’ya geldiğinizde yapılabilecekler kentin en işlek yerleriyle sınırlansa ve yürüyerek gerçekleştirilebilirse çok şahane olur. Eşyalarınızdan bir an önce kurtulursanız, istasyon’un hemen güneyinde Odori bulvarına varmadan bir kaç nokta şehrin kısa tarihini yansıtmakta.

Dünyanın en dandik, küçük ama bir o kadar da fotojenik Saat Kulesi ve tüm heybeti ve neo-klasik mimarisiyle Hokkaido’nun eski valilik binası… Bu iki yerde de zaman kaybetme şansınız yok, ‘Burası da böyle bir yermiş işte” dışında bir his yaratmıyor. Buraları koşar adım turlayıp, istasyonun kuzeydoğusunda kalan Sapporo Bira Müzesi’ne yollanmanız da olası. Japonların eski batı tarzı ateş tuğlasından mamül binalara olan aşkına bir başka örnek burası… Ülke genelinde ekseriyetle yerel yönetim hizmet binaları, imalathane, antrepo ya da liman gümrüğü olarak kullanılmış bu yapılardan Sapporo’da da, Otaru’da da, Hakodate’de de boy boy var. Çoğu geniş iç hacimlerinden dolayı alışveriş merkezi, müze, galeri, restoran türü yerlere çevrilip, turizmin dişlilerine bırakılmış. Burada göreceğiniz örnekler içinde Sapporo Bira Müzesi (Bahçesi) en keyifli olanı… Azıcık tuzlu da olsa akşam yemeğinizi bu eski fabrika atmosferinde, klasik sapporo birası ile tatmak güzel bir deneyim olabilir. Otele dönüşünüz sırasında JR Sapporo istasyonun yanındaki gökdelene çıkıp, şehtin gece manzarasına bir de bu binanın tepesinden bakabilirsiniz. Ama ucuz değil. Şehir manzarasını yüksek bir yerden görmek için tek yer buırası değil…

İkinci gün sabahtan şehrin batısındaki Okurayama veya Moiwa dağlarına, ya da güneydeki Hitsujigaoka tepesine gitmenizi ve şehri yüksek bir yerden izlemenizi önerebilirim. En kolay ulaşım teleferikle çıkılan Moiwa dağına… Ama en ilginç olan ve ulaşımı en zor olan Okurayama kayakla atlama pisti… Kayakla atlama kulesinim tepesine çıkıp, aşağıya baktığımızda, atlayan sporcuların deli olduğuna rahatlıkla kanaat getirebilirsiniz… Hava karlıysa şayet, pist dibi gözükmüyor, öyle farklı…

Gelelim karşılaştırmalı tepeler, gökdelenler, kuleler rehberine… Manzara için Okurayama mı, JR gökdeleni mi, TV Kulesi mi derseniz, Eiffel’in yandan yemişine gitmektense JR. Pekiyi JR mı Okurayama ya da Moiwa Dağı mı derseniz, Moiwa! Okurayama’dan görülebilen açı dar, öndeki tepeler manzarayı kısıtlıyor. O nedenle Moiwa Dağı. Hem buraya çıkmak diğer yerlerle hemen hemen aynı paraya denk geliyor (yukarıdaki bilette de yer alıyor), hem de teleferikle çıkış keyifli. Özellikle sonbahar aylarıysa ve yapraklar kızıllaşmışsa veya kış gelmiş etraf karlıysa Moiwa çok daha iyi bir tercih. İnatçı biriyseniz, yandan yemiş Eiffel’e yine de gidebilirsiniz, içeride bir uyuz kafe-restoran, bir de hediyelik eşyacı, ha unutmadan bir de asansör var. Bitti. Sanırım buraya Sapporo Kar Festivali zamanı çıkmak en mantıklısı… Festival boyunca Odori caddesi üzerinde sergilenen buzdan heykelleri ve toplanan insanları görmek için iyi bir seçenek. Ama adım gibi eminim fotoğraf çeken Japonlardan aşağıyu görmek mümkün değildir.

Buraları gördükten sonra Shiroi Koibito, tatlıcı Mahmut tema parkına gitmenizi öneririm… Şehrin metro ile en batı ucunda, ve istasyondan kısa bir yürüme mesafesinde. Mekan neredeyse bütünüyle oyuncaktan yapılmış. Ama içeride çocuktan çok, genç çiftler var. Tamamen “kawaiimania”… Görmenizi tavsiye ederim. Hele hele şu sıralar şahlanan pan-osmanlı hareketi üzerine, Bolu’lu Hasan Usta’ya “Ortadoğu ve Balkanların en büyük sütlü tatlı tema parkı, Şekerpare” için ilham bile verebilir…

Burayı da tavaf ettikten sonra, ana çekim merkezi Susukino’ya döner, zamanınız varsa dükkan mükkan gezersiniz… Burası tabiri caizse, Sapporo’nun Shinjuku’su. Gece geç saatlere kadar cıvıl cıvıl… Neonlara, yetişkin eğlencesine kendini kaptırmış bir yığın insan. Siz de kaçarı yok, geçecek, göreceksinizdir…

Üçüncü gün üçüncü bölümü yazmak için sabah erkenden, Toya Gölü (Toyako) ve Hakodate’ye doğru süzülmek için gece erken uyumak iyi bir tercih olabilir…

2 comments on “Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 2

  1. Pingback: Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 3 « …S.a.S…

  2. Pingback: Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 1 « …S.a.S…

Yorumlarınız için...!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Gelişmeler emailinize gelsin!

Bana Ulaşmak İçin

semihsunkar(at)gmail...
Hemen hemen 7/24!

ZİYARETÇİLER

  • 430,007 kere geldiler...!

İçindekiler

%d bloggers like this: