Blog Archives

Bölüm 10: Tokyo Gerçekten Pahalı Mı?


@semihsunkar:

Tokyo Gezi Rehberi için harika bir ek yine Erol Ağabey‘den…

Üçüncül alıcıyız bu kez üstelik. İlk yazı japonturk.com’dan Turist Ömer‘in kaleminden (Acemi Çaylağın Not Defterinden)…

Originally posted on Japonya Bülteni-日本掲示板:

Japonya, Türkiye’den en az seyahat edilen ülke sıralamasında ya birinci ya da Suriye’den sonra ikinci. 2014 yılında sadece 1038 Türkiye’de yerleşik Türk vatandaşı gitmiş. Geçen gün bu konuya dikkat çekmiştim. “Hani o kadar seviyorduk Japonya’yı, bu sevgi ‘seni uzaktan sevmek’ sevgisi galiba” diye serzenişte bulunmuştum.

Bu yazdıklarıma gelen sözlü ve yazılı yorumlarda Japonya’nın pahalılığına vurgu vardı. Oysa durum öyle değil. Asyanın bu bölgesi pahalılık açısından Istanbul ile aynı seviyede.

Dün, japonturk.com sitesinde Acemi Çaylağın Not Defterinden rumuzu ile bu konu üzerine “Tokyo Kime Pahalı Kime Ucuz” başlığı ile bir yazı çıktı. Alıntılar yapıyor, biraz yorum ekleyerek buraya koyuyorum.Gelin, hem İstanbul hem de Tokyo’da turist olan bu arkadaşımız“fiyat-hizmet-kalite” ekseninde iki şehri nasıl mukayese etmiş bakalım. Yazının orijinaline burayı tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yazar “İstanbul’un ‘ödenen paranın karşılığımı almak’ açısından Tokyo’dan daha pahalı olduğunu söyleyenlere katılıyorum” diye başlıyor ve şöyle devam ediyor “Daha da ileri gidip size, Tokyo’nun bu şehirde…

View original 1,074 more words

Japonya’nın Zorunlu Sağlık Sigortası


Konuyu bulup, taslağı veren konuk yazarımız Taylan Ayken.
Teşekkürü almasında şu ifadesinin yeri büyük. 「Japonya’da nasıl bir “Sosyal Devlet” kavramı var, nasıl hastane, ilaç, zorunlu sağlık sigortası sistemi işliyor. İsteyen de istediği soruyu sorsun, cevaplandırayım.」
Ben de lafı ağzından alıyor, eklemelerle aktarıyorum. Katkısı için tekrar teşekkür ediyorum.

Tanım
Yasal zorunlulukla Japonya’da 3 aydan uzun ikamet eden her birey, vatandaşı da olsa, yabancısı da olsa, bir sağlık sigortasına tabii olmak zorunda.
Burada iki yöntem ön planda.
İlki ve en genel uygulama, işyeri aracılığıyla sisteme dahil olmak. Örneğin, bir şirkette çalışıyorsanız, çalıştığınız şirket bakmakla yükümlü olduğunuz kişileri de kapsayacak şekilde (mesela bütün bir aileye) adınıza bir sağlık sigortası 「健康保険 = Kenko Hoken」 yaptırabiliyor. Yani A şirketinde çalışıyorsam ve o şirket bana sağlık sigortası yapıyorsa, otomatikman eşimi ve varsa aynı evde yaşayan çocuklarımı, ihtiyaç halinde annemi-babamı da sigortalıyor.

İkinci durumda da, eğer çalışmıyorsanız (öğrenciyseniz) veya aileden sisteme katılma şansınız yoksa (tek başına ikamet eden yabancı örneği), ya da çalıştığınız şirket sağlık sigortası yapmıyorsa (pintilikte sınır tanımıyorsa) devletin Ulusal Sağlık Sigortası 「国民健康保険 = Kokumin Kenko Hoken」 sistemine kayıt oluyorsunuz.

Bu zorunlu katılımlı sigortadan başka, pek tabii özel sağlık sigortaları var. Çeşitleri, içerikleri bambaşka. Onlara hiç değinmeden zorunlu sigortamızı inceleyelim.

Sisteme Katılım Payı
Katkı payı her sigortalı için, her yıl değişiyor. Temel hesaplama sigortalının bir önceki yıldaki geliri üzerinden tahakkuk eden “İkamet Vergisi 「住民税 = juuminzei」” göz önünde tutularak yapılıyor. İlgili kurumların düzenlemesi sonrası, sigortalı bir yıllığına belirli bir dilimin içine katılıyor ve ona göre sisteme belirli bir meblağ ödemekle yükümlü oluyor. Gelir hesabında belirli istisnalar da var tabii. Öğrenci için alınan burs, işsiz için işsizlik yardımı gelirden sayılmıyor. Ayrıca yıllık gelir belirli bir sınırın altında kalıyorsa (yarı-zamanlı işlerden edinilen gelirse örneğin), sigortalı istisnalar arasında kendine yer bulabiliyor.

Örneğin, aylık bursu 148.000 JPY olan bir öğrencinin, senelik ödemesi 12.000-13.000 JPY civarında, toplam net gelirinin %1’inden daha az. Diğer alanlarda harcaması çok olan öğrenciler kollanıyor bir nevi… Gelire göre oran değişken olabilir ancak yine de yıllık tavan 500.000 JPY ile sınırlı. Bu katkının karşılığında sigortalı “hizmet alma hakkına” sahip oluyor. En nihayetinde istediği hastanede istediği doktora gidip muayene olabiliyor.

Kullanım Başına Alınan Oransal Katkı Payı
Sigorta sistemine girmiş biri için yıllık ödemeden ayrı, bir de kullanım başına ödenen oransal katkı payı var. Sigortalı aldığı tüm hizmetlerde (muayene, tetkik, tahlil vs. dahil) toplam masrafın %30’unu üstleniyor. Reçete ile verilen ilaçlar için de aynı durum geçerli. Reçete ve sigorta kartıyla eczaneye gidildiğinde bedelin %30’u sigortalının sorumluluğu oluyor.

Fakat, istisna olarak, şartlara göre belirli bir düzeyin altında geliri olanlarda bu oran yüzde %20, ve hatta %10 da olabiliyor. Sigortalı, gelirine ve katılım payına göre yüksek masraflı bir tedavi alacaksa, sigorta merkezi ile iletişime geçip bir kota koydurabiliyor, ve kota miktarını aşan masraflar için devleti kefil gösterebiliyor. Aşan tutarın %100 ‘ünü de devlet üstleniyor.

Sigortanın geçerliliği olmayan (kısmi katkı payı ile üstesinden gelinemeyen) durumlar da var elbette. Misal hekim tavsiyesine uyulmadığı durumlarda oluşan komplikasyonlar, intihara teşebbüs edip başarısız olunduğunda tutan harcamalar, hastalıkla ilintisi olmayan işlemler (estetik ameliyatlar), alkolden kaynaklı tedaviler (alkol komasına karşı mide yıkanması gibi) için sigortalının pamuk elleri cebine atması gerekmekte.

  • Sake güzel, içtik küfelik olduk; acilde midemizi yıkadılar. Hastane masrafı kol gibi, sigorta öder mi?
  • Her isteyeni buyur eden bir Darülaceze değil.

Sigorta Karti Ornegiİlaçlar
Sigortalının ilaç seçme hakkı var. Doktora veya eczacıya muadil ilaç kullanmak istediğini söyleyebiliyor. Türkiye ile kıyaslandığında, reçeteli ilaçların hastaya ulaştırılmasında en önemli fark ise ilaçların kutuyla değil, taneyle verilmesi. Örneğin, kulak enfeksiyonu için doktora gidildiğinde, 7 günlük, günde birer doz antibiyotik kullanımı için bir reçete çıkıyorsa; eczaneden de sadece 7 kullanımlık ilaç tedarik ediliyor. Bu da kullanılmayacak ilaca harcama yapılmayacağının, yani ne sigortalının, ne de devletin israf edilsin diye, kullanılmayacak ilaca para vermeyeceğinin garantisi. Kısaca, kimse 7 kapsülü içip, pakette kalan 3 kapsülü sonra çöpe atmıyor. Bu, aynı zamanda tedavinin etkisini görmek, hastayı ve hastalığı takip etmek için de bir yöntem olarak kullanılabiliyor. Durumu düzelmeyen hasta, yeni ilaç alabilmek için hekime geri dönüyor. Kulaktan dolma bilgilerle, başka yöntemlerle, başkasından alınan ilaçlarla kendi başına karar almıyor.

Hastaneler ve Acil Durumlar
Yasalara göre hastaneler kesinlikle kar amacı gütmeyen oluşumlar ve yöneticileri mutlaka doktor olmak zorunda. Kar amacı güden şirketler hastane sahibi olamıyor ve yönetemiyorlar. Bu da hastane masraflarını oldukça düşük tutuyor. Şirketler konusunda sanırım bazı özel durumlar var, ancak ana oluşumun dışındalar. Özel klinikler var fakat bunlarla ilgili tek bildiğim zorunluluk bir doktorun klinik sahibi olması.

Ne yazık ki, Tokyo da dahil olmak üzere, çoğu bölgede hastanelerin hizmet dili Japonca. Bunun dışında, İngilizce, Korece, Çince gibi ikinci bir dilde de hizmet alınabilenler varsa da azınlıktalar.

Japon “Hızır Acil” Servisi, ihtiyaç sahibini Japonca ve İngilizce yönlendiren bir acil durum iletişim hizmeti sağlamakta. Örneğin, bir besin zehirlenmesi durumunda gecenin köründe telefonla yardım talebiniz olursa; acil durum görevlisi sizden isim, adres, irtibat telefonu, hastanın durumu vs. gibi bilgileri alıyor ve cankurtaranı (siren sesini duyduğunuzda sokağa çıkıp) karşılamanızı istiyor. Daha sonra görevliler dırdır etmeden (asansör yok, merdiven dar vs. demeden), hastayı özel sedyeyle kaldırıp ambulansa yerleştiriyorlar ve durum değerlendirmesini yapıyorlar. Bu arada hizmeti alacak kişinin sağlık sigortası, kimlik vs. gibi kritik evraklarını da mutlaka bulundurmanızı söylüyor, anında yönlendirmede bulunuyorlar.

Ancak, sistem pürüzsüz değil. Cankurtaran ilk müdahale için genel bir sistemden, istenen adrese yönlendirilse bile, tüm işlemler tek bir merkezden yürütülmüyor. Hastanın ilk değerlendirmesi sonrası, ilk tanıya göre, hastayı kabul edecek uygun hastaneyi (tedavi edebilecek bir doktor ve altyapı bulunduran hastane) bulmak için ilk yardım ekibi, sıra ile olası tüm hastanelerin durumunu telefon/telsiz ile kendi başına teyit edip; “olur” aldıktan sonra yola çıkabiliyor. Sistemin en zayıf halkasını da “ilk müdahale sonrası hastaneye ulaşana kadar geçen” bu ölü zaman oluşturuyor. Hatta doğum gibi basit ve uzun süre zarfında gelişen kimi durumlarda, saatler boyu hastane hastane dolaşıp, kabul edilmeyen ve istenmeyen sonlara varan acı tecrübeleri de var Japonya’nın.

Az Polyannacı olur ve durumdan kendinize pay çıkarırsanız, yabancılar için aslında bu ikircikli durumun biraz avantaj yaratabildiğini söyleyebiliriz. Ballıysanız Japonca dışında bir hizmet dili olan hastaneyi seçme şansınız oluyor, tabii hızdan ödün vererek. Diğer türlü sistem size danışmadan hastane atayacak ve hastanede cebelleşecektiniz.

Hastanenin belirlenmesi sonrası, hasta cankurtaranla “olur alınan hastaneye” ulaşınca acilde çalışan ekibe teslim ediliyor ve bir daha cankurtaran ile ilgili herhangi bir ilişkisi kalmıyor. Nakil hizmeti ücretsiz veriliyor. Sadece yolda verilen serum, ilaç, pansuman malzemesi vs. son faturanıza yansıyor.

Son olarak, helikopter ve uçak ile müdahale ve nakil durumunda, ek ücretlendirme olabiliyor. Prensipte ilk yardım hızının ve bu tür araçlarla müdahalenin gerekli olduğu kanaati sağlandığında (bu yargıyı ilk müdahaleyi değerlendiren kurum yapıyor) ücretsiz sağlanabilirken, aciliyeti olmayan durumlarda bu tür bir olağan dışı kullanım, sigortalıya bilahare faturalandırılabiliyor. Atlamamak gerekir.

Diğer Konular
İncelemeye değer bir çok konu olsa da hem kullanmadığımızdan, hem de göremediğimizden her alana dair yorum yapamıyorum. Ancak, eklemeden geçemeyeceğim bir konu doğum yardımı. Sağlık sigortası sisteminin en göze görünmeyen kısmı, dönemsel ve anlık yardımları. Özellikle, çoluk çocuğa karışma durumunda göze çarpan, doğum öncesi ve sonrasındaki koruma takdirlik.

Sigortalı kişi çocuk bekliyorsa anne ve bebek için kapılar bir bir açılıyor. Doğum öncesi kontrollerden, hazırlık eğitimlerine, doğum sırasındaki hastane masraflarının bir kısmının karşılanmasına (başka bir sigortası yoksa çocuk başına 400.000 JPY gibi bir sabit destek veriliyor, ve bu 16 haftadan uzun ama başarısızlıkla sonuçlanmış -düşük, ölü doğum gibi- gebelikler için de geçerli), doğum sonrası desteğe, bebek için aşılara, kontrollere kadar her şey sigorta kapsamında. Anneye bebek haberi verildiği ilk andan, anaokuluna başlayıncaya dek geçen sürede verilen destek örnek gösterilecek cinsten. Ama bir Finlandiya örneği varken tastamam demek güç. Oransal katkı payı da işin içinde unutulmasın.

Bir doğum örneği vermişken, bir de ölüm desteğine değinelim. Doğruya doğru, Allah için böyle bir destek var. Sigortalı bu tarafla ilişkisini kestiğinde, 70.000 JPY gibi bir meblağ yardım alabiliyor geride kalanlar. Cenazeyi kaldırsınlar diye. Ama gel gör ki, cenaze işleri epey okkalı bir tutardan açıldığı için verilen destek kefen parasından öte bir şey değil. Dostlar alılverişte görsün..!

En nihayetinde dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz: Japonya Yaşanılacak Bir Yer Midir? Bu şartlarda bazı yerlerden iyidir; fakat hala en iyi yerdir demek güç…

Ama biz yine de sorularınızı alalım…!

Bölüm – 9: Tokyo Ayaklar Altında..!


@semihsunkar:

Tokyo Gezi Rehberi‘ne bir ek de Erol Ağabey‘den…

Bu yazı, diğer bölümlere göre daha rehber tadında, daha aydınlatıcı… Hemen iç edelim…

Originally posted on Japonya Bülteni-日本掲示板:

Üye olmak için burayı tıklayın, yazılar doğrudan posta kutunuza gelsin, internet sansürlense de okuyabilin (bilgileriniz gizli tutulur).

Tokyo’yu gezmek ve görmek için yapılması gerekenler hakkında bildiklerinizi ve okuduklarınızı unutun. En başta tren kullanmayı unutun. Bu şehir yürüyerek gezilir. Metroyu sadece şehrin merkezinde olmayan bölgelere gitmek veya yürümenin zevk vermediği noktalar arasında kullanın.

İşte size Tokyo’yu yürüyerek gezmek için 10 neden:

1. Metro istasyonları eski, bakımsız ve iç karartıcı. Çoğunluğu aşağıdaki üç fotoğrafta gördüğünüz gibi basık tavanlı yapılar. Merkezlerdeki istasyonlar büyük, bazıları yenilendi ve albenili oldu ama sayıları az.

Tipik bir metro içi görüntüsü Tipik bir metro içi görüntüsü

Bir başka metro görüntüsü- bir de burayı yüzlerce insanla hayal edin. Bir başka metro görüntüsü- bir de burayı yüzlerce insanla hayal edin.

IMG_0983 Yeni yapılan istasyonlar büyük ve güzel ama sayıları az ve daha çok merkezlerde bulunuyorlar.

2. Özellikle şehir merkezindeki istasyonlar arası mesafeler kısa. Yürüyerek 10 veya 15 dakikada alınır. Tren 3 dakikada gidiyor. İstasyona gir, bilet al, platforma in sonra geri çıkmalar falan 5-6 dakika alır. Bir 4-5 dakika…

View original 881 more words

Tokyo’da Japon Mutfağı Dersleri


Yıllardır gelen gidene Japon yemeklerini, mutfağını tanıtmak, ancak iyi bildiğimiz bir kaç Japon restoranına yapılan ziyaretler veya evlendikten sonra evde hazırlanılan Japon yemekleri ile sınırlı kalırdı. Ancak, yakın bir zamanda Yoşimi Daido’nun basit ama dahiyane fikri “Tokyo Kitchen” ile, kısa süreliğine Tokyo’ya gelecekler için eşsiz bir fırsat daha doğdu. Şu an için Tokyo gezisi için Trip Advisor’da 100% tatminle, 1 numaralı etkinlik olarak verilmekte!

İlk Elden Öğretilen Japon Mutfağı

Piyasada zebil ziyan kurs, ders, olsa da, Yoşimi’ninki kadar içerik olarak basit olup da, Japon mutfağını temsil eden bir eğitmen bulmak zorç Üstelik bir veya bir kaç çeşit yemeğin yapılışı şef Yoşimi tarafından harikulade bir sevecenlik, hüner ve heyecanla, üstelik ağzından bal damlayarak, keyif aldırarak öğretilmekte. Açıkçası, Japon yemeklerinden, içindekilerden haberdar olmasanız da, azıcık mutfak işlerine aşina iseniz, kesinlikle zevkli bir etkinlik. Mutfaktan hoşlananlara, yeni bir kültürü yerinde görmek isteyenlere bulunmaz Hint kumaşı!

5233228_orig

Neden Gitmeliyiz?

1 kişiden 7 kişiye kadar katılımın olabildiği ve isteğinize bağlı olarak (önceden haberleşilerek) yapmak istediğiniz yemeği seçebilecek olduğunuz, süper esnek yapısı bir ayrıcalık. Kişi başı 7560 JPY gibi makul bir fiyat ile ilk ağızdan bilgilerin alınması, ama bunu Tokyo’daki kısıtlı zamanınızı çalmadan yapabilmesi, burayı ayrı kılan.

Konum itibariyle Asakusa’da olduğu için, gezinizin ilk durağı Yoşimi’nin mutfağı olursa, 10 – 13 arasında beraberce hazırladıklarınızı öğle yemeği olarak güzelce yiyerek ve geziniz için bir Tokyo müdaviminden ipuçları alarak devam etmeniz olası. Daha ayrıntılı bir geziyi, bir rehber eşliğinde talep ederseniz, Yoşimi bunu da ayarlamaya hazır.

1506662_674504242669199_5319824335809199937_n

Son olarak bir diğer saklı hazine de kimono denemesi yapabilecek oluşunuz. Özellikle Tokyo’dan başka yerleri görme şansınız yoksa, Tokyo içinde bu hizmeti almanız pek kolay değil.

Buram buram reklam kokan hareketler bunlar ama, arkadaşımız için feda olsun!

Ayrıntılı bilgi ve iletişim için: http://www.asakusa-tokyokitchen.com/classes.html

Japonya’da Ucuz Tren Biletleri – Bölüm 1


Başlarken

Çok kereler Japonya’da ulaşımın ateş pahası olduğundan dem vurduk. Elimden geldiğince hemen bütün rehberlerde yabancı turistler için kaçırılmaması gerekenin JR Rail Pass olduğunu belirttim. Ancak bu biletten başka, uzun süreli Japonya’ya gelecek olanlara, Japonca veya yerine göre çat pat İngilizce konuşabilenlerin elde edilebilecek olduğu, alternatif biletlerden pek bahsetmedim.

Bu kez, bu rehberi, 3 hafta ve belki daha uzun süre Japonya’ya gelecekler için, ve bu uzun sürede ucuz ulaşım yöntemlerini arayanlar için derledim.

Japonya ulaşım altyapısı ve rağbet gören noktaların arasındaki mesafelerin uzunluğu nedeniyle, bize hızlı tren ve uçak dışında, özel araç veya otobüsle gibi kanıksadığımız sıradan ulaşım seçeneklerini cömertçe sunan bir ülke değil. Daha da beteri, ucuz ulaşım için pek seçenek yok. Olsa olsa şehirlerarası otobüslerin bir kısmı ucuz ulaşım alternatifleri arasına girebilir. Bunların dışında elimiz mahkum trenlerden yararlanacağız.

Ucuz derken?

Aslında ucuz denilen bu biletlerin ucuz olup, olmaması ayrı bir yazı konusu olur. Bu biletlerin ucuzluğu mesafeler uzadıkça, bindi-indi sayısı arttıkça, süper-ekspres türü trenlere binme sıklığınız arttıkça ortaya çıkar. Kısaca biletin suyu çıkarılmadıkça, “bilete yapılan yatırım” kendini amorti etsin diye de dolu dolu bir program, hazırlık yapılmadıkça ucuz değiller. Bir İnterrail bileti hayal etmeyelim.

İnterrail kullanıcılarının yaptığı gibi dolu dolu kullanmak demek de Japonya’ya dair, Japonya’da trene binmeye dair de belirli bir aşinalık gerektirmekte. Misal bu passlar ile otomatik turnikelerde giriş, çıkış yapamadığınız durumlar olacaktır. Bu gibi durumlarda, istasyon görevlilerine iki kelam etmek gerekebilir.

Bölüm, bölüm…

“İndirimli biletler” veya “kullanım şartlarına göre ulaşımı daha ucuza getiren passları” iki ayrı sınıfa ayırmayı; ve her bir sınıf için bir bölüm yazmayı uygun görüyorum.

  • Yalnız Japonya dışında satın alınabilen ve Japonya’da yaşamayanların kullanımına açık olan biletler
  • Japonya içinde de satışta olan ve tüm kullanıcılara yönelik biletler veya passlar.

Son olarak, unutmadan verilen örneklerin tümünü kullanmadım. Ancak bu biletler ile gidilecek yerlerin hemen hemen tamamını diğer ulaşım yöntemlerini kullanarak gezdim. Değerlendirmelerde bu ulaşım türleri (otobüs, özel araç, uçak) ile olan karşılaştırmalarım ve yorumlarım da var. İyiye iyi, kötüye kötü dediğim yerler oldu. Görmediğim yerler ile ilgili biletlere değinmeden yazı dizisini sonlandıracağım.

Bölüm 1 – Yalnız Yabancı Turistlerce Satın Alınabilenler

JR Rail Pass: En bilinen ve yaygın olan bilet bu. Aslında şampiyon da açık ara bu! Ayrıntılı bilgileri ayrı bir başlıkta inceledik…

Tokaido – Sanyo Şinkanseni Turist Bileti: JR Central ve JR West tarafından tarafından sunulan bu bilet ile, 5 sıralı gün boyu, Tokaido ve Sanyo Şinkansen hatlarındaki tüm süper-ekspres trenlerden faydalanmanız mümkün. Ki bu da size 35,000 JPY karşılığı, Tokyo, Nagoya, Kyoto, Osaka, Kobe, Himeji, Hiroşima, Kitakyuşu ve Fukuoka gibi birbirinden önemli yerleri görme olanağı verir. Ama geliniz, görünüz ki, bu biletin JR Rail Pass ile kıyasla hemen hiçbir artısı yok, Eksiği artısından çok. Pahalı olması, kısa süre kullanılabilir oluşu en önemli kusurları! Eğri oturup, doğru konuşalım. JR’ın seçtiği kimi yerel ulaşım ağlarının veya Tokaido Şinkanseni’ndeki Nozomi türü trenleri kullanılabilme imkanı vermesi bir avantaj değil. Bu kadar eksiği görmek için atom mühendisi olmaya gerek yok. JR’ın en güçlü kolu olan JR Central’dan daha ele gelir bir ürün beklerdik. Olmamış! Neyse ki Haziran 2015 tarihine kadar sunulan bu bilet kalıcı değil. Açılışının 50. yılını kutlayan Tokaido Şinkanseni için düzenlenmiş iki biletten biri. Diğeri daha kullanışlı ve göz alıcı olan Takayama – Hokuriku Bölgesi Bileti.

JR Hokkaido Rail Pass: JR Hokkaido tarafından sunulan hemen tüm hizmetlerden ard arda 3, 5 veya 7 gün boyunca faydalanmanızı (10 gün içinde ayrı ayrı 4 gün de olabilir) sağlayan bu bilet ile, araç kiralamanıza gerek kalmadan Hokkaido’yu gezmeniz olası. İlk bakışta ucuz gibi gözükse de, kazın ayağı öyle değil. İki sebeple. Birincisi, Hokkaido’ya ulaşım için cebinizden epey bir para çıkacak; gelişiniz de % 90 uçakla olacak. Bu da sizi, Japonya’da ehliyetiniz varsa, ucuza araç kiralamaya itecek. İkinci sebep de Hokkaido içinde tren veya otobüsle ulaşımın çok da rahat olmayışı. Japonya genelinde Kanto, Kansai ve Tokai Bölgeleri dışında trenlerin ve bağlantılı otobüslerin sefer sayıları oldukça az. Neticede Hokkaido’nun epey geniş bir bölge olmasının da katkısıyla bu bilet de pek kullanışlı gözükmemekte. Ama yine de belirteyim ehliyetiniz yoksa ve kış aylarında gelecekseniz işler değişir. Rotanıza bağlı olarak, uzun mesafeler katedilecekse, araç kiralamaktan çok daha makul bir seçenek olabilir. (Talep formu bile var.)

Takayama – Hokuriku Bölgesi Bileti: Sınırlı süre için satışa çıkarılan biletlerden daha kullanışlı olanı bu pass. 10,500 JPY’ye, 5 gün boyunca, Osaka, Kyoto, Nagoya, Kanazawa, Hida-Takayama, Shirakawago gibi yerleri ziyaret etme fırsatı vermekte. Ama bileti, aynı JR Rail Pass’ta olduğu gibi, yurtdışından almalı, Japonya’ya varınca işletmelisiniz. HIS İstanbul bu bileti satmakta.

Kintetsu Rail Pass: JR dışındaki demiryolu şirketleri arasında Kintetsu’nun sunduğu bu biletten daha iyi bir seçenek sunan şirket yok. Kintetsu demiryolu ağında, Nagoya, Kyoto, Nara, Osaka’ya gidebilmeniz ve 5 gün için yalnız 3,800 JPY harcamanız inanılmaz. Açıkçası sudan ucuz. Tek yön Osaka – Nagoya bileti 4,000 JPY! Bu bilet belki şinkansenlere binme imkanı vermiyor ama, Kansai ve Tokai Bölgesi içinde sınırsız hareket imkanı, 3 kerelik özel ekspres trenlere binme şansı ve bir kerelik Kansai veya Chubu Centrair Havalimanlarına ulaşımı da içeriyor. Her iki havalimanından almanız da olası! Kazıkçı JR’a resmen satış dersi vermiş burada Kintetsu.

Son olarak bir paragraf da gereksiz biletler için açayım. Araştırmalar sonucunda şu 4 biletin varlık nedenini hala çözebilmiş değilim.

Özelleştirmeler sonrası çok parçaya bölünüp, işletilen “karnı tok JR için” -içinde Hokkaido bileti biraz işe yarar gibi dursa da- bu biletler ikinci sınıf pazarlama tekniğinden başka bir şey değil. JR Rail Pass varken, JR’ın hükmettiği bölgeler içinde bu biletlerin kullanım olasılığı epey düşükçe. Belki 14 günlük geçerlilik süresi içinde 5 gün, esnek şekilde kullanıma olanak vermesi ile JR East Pass biraz artıları olan bir bilet. Ama o da 22,000 JPY gibi bir fiyatla piyasada. Kısaca, JR’ın bu biletlerine 4 veya 5 gün için 20, 25 bin JPY bayılıp, hepi topu Japonya’nın bir bölümünü dolaşacağınıza, bu biletlerin hepsini çöpe atıp, adam gibi 7 günlük JR Rail Pass’ınızı alın, tepe tepe gezin. Varlığı hata bir bilet yığını resmen.

  1. JR East Pass
  2. JR Sanyo, Şikoku, Kyuşu Bileti
  3. JR West Rail Pass – Sanyo Bölgesi Bileti
  4. Tüm Şikoku Rail Pass
  5. Kyuşu Rail Pass

Neyse ikinci bölüm‘deki biletler hem ucuz hem de kullanışlı.

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 265 other followers

%d bloggers like this: