Ailenizin Japonu!

Japonya'ya dair "kulaktan dolmayan" bilgiler

Bölüm 6 – Tokyo’nun Gece Hayatı – 1


Önceki bölümlerde Tokyo’nun herşeyini(!) yazdık, gündüzünü bitirdik bir gece hayatı kaldı. Ne yalan… Ama söz verdik bir kere sıradaki bölüm bu diye… Buyrun size Tokyo’nun gece hayatı…

Bu da çok iddialı bir başlık oldu. Nasıl bir genellemeye gidilebilir, ne gibi bir düzen takip edilebilir, yazması ve tek bir başlığa toparlaması epeyce güç. Gece hayatımı bölgelere, hitap ettikleri alt kültürlere, yaş ve gelir gruplarına göre ayırmak mümkün… Aklıma gelenleri, özelliklerine göre ayrıştırmaya gayret ettiysem de eminim ki iç içe geçmiş yerler, kültürler bu ayrımı yer yer geçersiz kılacaktır. Sonuçta hendeklerle çevrili eğlence adaları yok. Mistik geyşalardan, uçuk tekno clublara, kaşıyacak kişiyi seçebildiğiniz kulak kaşımaya özel masaj salonlarından, 2 kişilik suşi barlara hemen her tür talebi karşılayacak bir ürün, hizmet sektörünün dünyadaki en ileri ve en uç noktasında sizleri bekliyor.

Bu öyle bir derya ki, bir başlığa hapsetmeye çalıştıkça olmuyor. Nereden tutsam elimde kalıyor. Ancak bir çözüm buldum gibi… Tokyo ya da Japonya’daki gece hayatı veya eğlence sektörünü iki ana başlığa-bölüme ayırıyorum. Japon işi eğlence ile batı tarzı eğlence. (Ne giriş oldu be! Birazdan şapkadan tavşan da çıkarıyorum, okumaya devam..!)

Yazar notu: Gece yaşamında öne çıkan konuları ele alırken, özel bir yer ismi, işletme adı vermeden üstten üstten geçiştireceğim. İşletme adı vermek istemeyişim bu mekanların bana zerre kadar katkısı olmayışındadır. Kitabım basılsın, reklam anlaşması yapılsın çarşaf çarşaf yayınlamayan…!

Japon işi eğlence

Japon işi olmuş, batı tipi olmuş değişmeyen bir Tokyo gerçeği var. Tokyo ahalisi için şehrin gecesi de en az gündüzü kadar ilgi çekici. Yer yer tarzlar farklılaşsa da, gecenin sundukları, eğlence anlayışı ufak ufak değişse de genelde şehrin gece yaşamı -ya da aslen yetişkin eğlencesi sektörü- bazı noktalarda yoğunlaşmış. Bazı yerler müşterilerin ilgi alanlarına, taleplerine göre özelleşmiş. Bu yerlerdeki hareketlilik biraz zamandan bağımsız bir hal almış, günün hemen her saatine yayılır duruma gelmiş. Yani aradığınız eğlence illa geceleri satılan buzda badem tadında zamana, mevsime bağlı şeyler değil.

Japon işi eğlence denildiğinde ilk akla gelen örnek sanırım geyşa, karaoke, game center ve izakayalar. Tokyo’da bunlardan gani gani var ama aralarında epey de fark var. Basit ve sıradan olandan, daha özele gidelim. (Azıcık heyecan yapar, fantezi kurarsınız okurken fena mı…)

Amatör senfoni orkestrası konser salonları

Karaoke, ya da sözcük anlamıyla çıplak orkestra, % 100 Japon işi bir eğlence çeşidi. Al eline mikrofonu, ekranda geçen şarkı sözlerine eşlik et. İster Pavarotti ol, ister Azer Bülbül. Mantık çok basit. Japonya’da yıllar yılı revaçta olagelmiş bir eğlence çeşidi. Hatta o kadar yaygın ki, ilk ve orta dereceli okulların öğrencilerinden, huzurevi sakinlerine kadar herkesçe bilfiil katılınan bir eğlence. Ülke genelinde kaç karaokeci olduğu konusunda en ufak bir fikrim yok, ama abartmıyorum neredeyse her köşe başında varlar. Japonca da olsa listesi burada. Üstelik saatlik ücreti (kullanılan karaoke odasının büyüklüğü ve haftanın günü ile saatine göre) hemen hemen bedavadan, kelle başı 3000 JPY seviyesine kadar değişebilmekte. Kimi yerlerin gece yarısından sabahın ilk ışıklarına kadar 5-6 saat sınırsız içecek hizmeti ile beraber yaptığı kampanyalar da var ki, büyükçe bir grupla girip, sabah çıktığınızda stadyumdan çıkmış, sesi kısık taraftar topluluğundan farkı kalmıyor insanın. Ama iyi bir grupla kurtlarınızı dökeceğiniz garanti. Zincirleşmiş ve aşırı büyük karaokecilerdeki repertuar da zengin. Hele hele 80’ler 90’lardan kalan İngilizce eserler amanin! Japonca dışında, İngilizce, Çince, Korece, Tagalog, İspanyolca ve Portekizce gibi seçenekler de sunuyor. Üstelik ses sistemleri çok iyi, şarkılar orijinal enstrüman tonlarında. 8 bitlik commodore 64 seslerine eşlik etmiyorsunuz.

Atari salonlarında büyüyen nesil

Hazır teknolojik örneklerden giriş yaptık, bu tarzda devam edelim. Japonya’nın bilgisayar oyunlarındaki hatırı sayılır yeri ve geçmişi, hayali karakter yaratmadaki ve bunları kitlelere pazarlamadaki ustalığı kendini geniş kitlelere yayılan oyun sektöründe göstermekte. Aynı karaokeciler gibi insan hareketinin yoğun olduğu hemen her büyük bölgede, istasyon çevresinde bir oyun merkezi bulmanız neredeyse garanti. Takılanların yaş grupları da bizdeki ilkokul veletlerinden çok lise ve üniversiteli tipler, yer yer salaryman tadındaki çalışan sınıf. Kumarhanelerle kıyasla gençlerin rağbet ettiği sıcak noktalar. 2 boyutlu, 3 boyutlu, etkileşimli artık ne kadar oyun tipi varsa, her birini bulabileceğiniz yerler. Buraların müdavimleri olduğu gibi, arada tek seferlik takılanları da epey yaygın. İçeride arkadaşlarınzla anı fotoğrafı çekip, üzerine dijital olarak türlü oynamaları yapabilecek olduğunuz odacıklardan da çeşit çeşit bulabilirsiniz.

İzakayalarda içiyoruz mütemadiyen

Efendim izakaya nedir? Amiyane tabirle meyhanedir. Ama efkarlanılan, kadınların hoş görülmediği, duman altı meyhanelerden değil. İzakayalarda meyhane adabı bilmek -güzelse de- zorunlu değildir. Katı kuralları yoktur. Mesela en başta alkollü içmek ve iyi bir hesap bırakmak zorunda değilsiniz. Bizdeki gibi gereksiz kastırıcı adetler yok yahu. Yok kadın kısmısı giremez, yok bir şişe rakı açılmadan servis başlamaz, kuver şu kadar, çalgıcı bu kadar gibi… Müşteri olarak önce hizmet alan, parayı bırakan tarafsınız. Öyle iki dirhem bir çekirdek sus pus olduktan sonra evimde içerim. Burada paranın hakimi sizsiniz, paranın peşinde koşan hizmet sektörü. Ortamı beğenmez, rahat etmezseniz çeker gidersiniz. Müşteri kaçar, para gider, işletme kaybeder. Ufak bir fark bizim meyhanelere kıyasla.

Halkın, yaşamın bir parçasını sokaktan içeriye taşıdığı kozmopolit “meydanlar” buralar. Yılsonu, yılbaşı, işe yeni başlayanlara hoşgeldin, işten ayrılanlara hoşgittin buluşmalarının, işten sonra atılan iki tekin adresi buralar. Genç ya da yaşlı, kadın ya da erkek ayrımı da ayrımcılığı da yok. Olsa olsa sınırsız içecek, sınırsız yemek ya da fiks menü seçeneklerinde kadınlara tanınan indirim olabilir. Çoğu işletme, geç saatlere hatta sabah ilk trenlerin başlamasına kadar açık. Ertesi gün tatilse iğne atsan yere düşmeyecek şekilde kalabalık.

Kalabalıktan hoşlanmayan, biz bize olmak isteyenler için de seçenek çok. Yer yer küçük aile işletmeleri olan, o gün ne pişirildiyse onu bulabilecek olduğunuz yerler de olduğu gibi, Japonya’nın dört bir köşesine yayılmış bir arı sütü eksik olan zincir izakayalardan da sayısız sayıda bulabilirsiniz. Kişisel tercihim küçük yerlerden yana. Biraz büyükçelerindeki seçeneklerin bolluğu, hizmetin kalitesiyle afallayacaksınız ama küçük yerlerin sıcaklığı, salaşlığı, içtenliği bambaşka. Küçükten kastım taş çatlasa 3 masa, 10 kişi girebilen gerçekten küçük yerler. Bir de gece ortaya çıkan seyyarlar. Özellikle sevdiğim yerler yakitori ve balık uzmanı yerler. Buna ek nihonshu (sake), ızgara, et, oden, vejetaryen menülerinde özelleşmiş çok sayıda seçeneğiniz var. Kısaca gece şehirdeki çekim noktaları izakayalar. Japon tarzı eğlencenin tadına bakmak için en azından bir kere çekime kapılın… İçmeye bu kadar meraklı olup da bu kadar kontrolsüz içen bir ulusa usulca merhaba diyin. Belki masasına davet eden olur.

Erkeğimin geyşası olurum

Geldik en civcivli yere… Anaam, herif geyşalardan bahsediyo Rukneddin ağbiy, koş koş!

Geyşa tanım olarak “sanat icra eden kişi” olmakta. Alt metine türlü cinsel fanteziler tıkıştırmaktan millet olayın gerçek felsefesini şaşırmış. Bir kere geyşa için “cinsel tatmin aracıdır” demek düpedüz hakarettir. Bu tanımı ilk yapan kişi geyşalık kavramını ta en başından anlamamış. Olayın içine etmiştir.

Geyşa, size o an konuşmak istediklerinizi paylaşmanız için ortam yaratan bir sırdaş aslında. Bir nevi sizi dinleyen yalancı eşiniz. Size ilgi gösteren, yeri geldi mi mutlu etmek için dans eden, müzik icra eden, sohbet eden, şiir okuyan. Sanatsal meziyetlerle dolu biri olmak için yıllar yılı eğitimden geçen bir sanatçı. En önemlisi mesleğiniz, geçmişiniz, yaşam tarzınız ne olursa olsun sizinle sohbet edebilmek için ortak bir nokta muhakkak yaratabilen, entellektüel açdan doyurucu söz sanatçıları. Sanırım geyşalığını bu haliyle Japon toplumuna özgü oluşu, çevresine ser verip sır vermeyen Japon insanının isimsiz, bağlantısız sırdaş arayışı. Herkes geyşalar kadar geniş bir dünya görüşüne sahip olsa, sanatçı zerafeti taşısa toplum olarak çağ atlardık. Her neyse, bu konuyu tarihçilere, sosyologlara bırakıyorum. Yine de not düşelim, bana hissettirdikleri bu…

Geyşalık hala iyi korunan bir hizmet kolu. Öyle sokaktan geçeni içeri buyur eden, ipe sapa gelmez yerleri aklınızdan silin... Bir süre yalnız üye davetleri ile gidebildiğiniz, ancak ortamın adabını anladıktan sonra kendi misafirlerinizi götürmek için izin istediğiniz yerler çayhaneler. Fiyat konusunda da ev sahibi kişinin eline bakacaksınız. İlk gidişinizde öyle icab ediyormuş. Bu nedenle kişi başı ne kadar ödeme olduğu konusunda en ufak bir fikrim yok ama Ginza’daki sıradan host clublara adam başı, saatlik on bin yencikleri bayıldıktan sonra Mukojima, Kagurazaka veya Asakusa’daki hanamachilerin bunu rahat katladığını öngörebiliriz. Ha paranızı kime kaptıracağınız size kalmış, ister iki kelimeyi bir araya getiremeyen hostes kızlara, ister feylesof geyşalara. Ama iyisi mi, tenekeyle altını aynı kefeye koymayın.

İlla merak eder, adı geçen semtlere oldu ya otantiktir sanıp giderseniz hiçbir şey göremeyeceğinizi söyleyebilirim. O mistik Gion, veya Kanazawa hanamachilerinin atmosferi Tokyo’da yok. Oralarda da aslında dışarıdan bakınca bir şey yok. Yine de Kyoto’da, kısa süreyle Japonya’da bulnacaklara yönelik – çok iyi organizasyon altyapısı olan bir tur operatörü aracılığı ile geliniyorsa şayet – “geyşa şovları” minvalinde turistik gösterilere gitme şansınız var. Yalnız bu turlara dünya para ödeyip, bulacak olduğunuz iki dans, bir şarkı, biraz da kimonodan ibaret olacaktır. Geyşada sizi tatmin edecek olan beden değil zihindir, unutmadan ilave edelim.

Roppongi gecelerine az kaldı beyler, gelecek bölümde de keyfinizi yapar Batı tarzı eğlence hayatını konu ediniriz. O zamana kadar size mutlu mesut geyşa fantezileri…

Gelecek Bölüm – Tokyo’nun Gece Hayatı – 2

6 comments on “Bölüm 6 – Tokyo’nun Gece Hayatı – 1

  1. Pingback: Blog Yazarlığından İnsan Pazarlığına « …S.a.S…

  2. Pingback: Bölüm 8 – Tokyo’da Hayatta Kalmak « …S.a.S…

  3. Pingback: Bölüm 7 – Tokyo’nun Gece Hayatı – 2 « …S.a.S…

  4. Mustafa KAVAS
    February 28, 2012

    tebrik & takdir

    Like

    • sunkarsemih
      February 28, 2012

      daha dur sen daha dur, senin için neler hazırladım!

      Like

  5. Pingback: Bölüm 5 – Tokyo’nun Gündüz Güncesi « …S.a.S…

Yorumlarınız için...!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Gelişmeler emailinize gelsin!

Bana Ulaşmak İçin

semihsunkar(at)gmail...
Hemen hemen 7/24!

ZİYARETÇİLER

  • 430,007 kere geldiler...!

İçindekiler

%d bloggers like this: