Ailenizin Japonu!

Japonya'ya dair "kulaktan dolmayan" bilgiler

Japonya’nın Zorunlu Sağlık Sigortası


Konuyu bulup, taslağı veren konuk yazarımız Taylan Ayken.
Teşekkürü almasında şu ifadesinin yeri büyük. 「Japonya’da nasıl bir “Sosyal Devlet” kavramı var, nasıl hastane, ilaç, zorunlu sağlık sigortası sistemi işliyor. İsteyen de istediği soruyu sorsun, cevaplandırayım.」
Ben de lafı ağzından alıyor, eklemelerle aktarıyorum. Katkısı için tekrar teşekkür ediyorum.

Tanım
Yasal zorunlulukla Japonya’da 3 aydan uzun ikamet eden her birey, vatandaşı da olsa, yabancısı da olsa, bir sağlık sigortasına tabii olmak zorunda.
Burada iki yöntem ön planda.
İlki ve en genel uygulama, işyeri aracılığıyla sisteme dahil olmak. Örneğin, bir şirkette çalışıyorsanız, çalıştığınız şirket bakmakla yükümlü olduğunuz kişileri de kapsayacak şekilde (mesela bütün bir aileye) adınıza bir sağlık sigortası 「健康保険 = Kenko Hoken」 yaptırabiliyor. Yani A şirketinde çalışıyorsam ve o şirket bana sağlık sigortası yapıyorsa, otomatikman eşimi ve varsa aynı evde yaşayan çocuklarımı, ihtiyaç halinde annemi-babamı da sigortalıyor.

İkinci durumda da, eğer çalışmıyorsanız (öğrenciyseniz) veya aileden sisteme katılma şansınız yoksa (tek başına ikamet eden yabancı örneği), ya da çalıştığınız şirket sağlık sigortası yapmıyorsa (pintilikte sınır tanımıyorsa) devletin Ulusal Sağlık Sigortası 「国民健康保険 = Kokumin Kenko Hoken」 sistemine kayıt oluyorsunuz.

Bu zorunlu katılımlı sigortadan başka, pek tabii özel sağlık sigortaları var. Çeşitleri, içerikleri bambaşka. Onlara hiç değinmeden zorunlu sigortamızı inceleyelim.

Sisteme Katılım Payı
Katkı payı her sigortalı için, her yıl değişiyor. Temel hesaplama sigortalının bir önceki yıldaki geliri üzerinden tahakkuk eden “İkamet Vergisi 「住民税 = juuminzei」” göz önünde tutularak yapılıyor. İlgili kurumların düzenlemesi sonrası, sigortalı bir yıllığına belirli bir dilimin içine katılıyor ve ona göre sisteme belirli bir meblağ ödemekle yükümlü oluyor. Gelir hesabında belirli istisnalar da var tabii. Öğrenci için alınan burs, işsiz için işsizlik yardımı gelirden sayılmıyor. Ayrıca yıllık gelir belirli bir sınırın altında kalıyorsa (yarı-zamanlı işlerden edinilen gelirse örneğin), sigortalı istisnalar arasında kendine yer bulabiliyor.

Örneğin, aylık bursu 148.000 JPY olan bir öğrencinin, senelik ödemesi 12.000-13.000 JPY civarında, toplam net gelirinin %1’inden daha az. Diğer alanlarda harcaması çok olan öğrenciler kollanıyor bir nevi… Gelire göre oran değişken olabilir ancak yine de yıllık tavan 500.000 JPY ile sınırlı. Bu katkının karşılığında sigortalı “hizmet alma hakkına” sahip oluyor. En nihayetinde istediği hastanede istediği doktora gidip muayene olabiliyor.

Kullanım Başına Alınan Oransal Katkı Payı
Sigorta sistemine girmiş biri için yıllık ödemeden ayrı, bir de kullanım başına ödenen oransal katkı payı var. Sigortalı aldığı tüm hizmetlerde (muayene, tetkik, tahlil vs. dahil) toplam masrafın %30’unu üstleniyor. Reçete ile verilen ilaçlar için de aynı durum geçerli. Reçete ve sigorta kartıyla eczaneye gidildiğinde bedelin %30’u sigortalının sorumluluğu oluyor.

Fakat, istisna olarak, şartlara göre belirli bir düzeyin altında geliri olanlarda bu oran yüzde %20, ve hatta %10 da olabiliyor. Sigortalı, gelirine ve katılım payına göre yüksek masraflı bir tedavi alacaksa, sigorta merkezi ile iletişime geçip bir kota koydurabiliyor, ve kota miktarını aşan masraflar için devleti kefil gösterebiliyor. Aşan tutarın %100 ‘ünü de devlet üstleniyor.

Sigortanın geçerliliği olmayan (kısmi katkı payı ile üstesinden gelinemeyen) durumlar da var elbette. Misal hekim tavsiyesine uyulmadığı durumlarda oluşan komplikasyonlar, intihara teşebbüs edip başarısız olunduğunda tutan harcamalar, hastalıkla ilintisi olmayan işlemler (estetik ameliyatlar), alkolden kaynaklı tedaviler (alkol komasına karşı mide yıkanması gibi) için sigortalının pamuk elleri cebine atması gerekmekte.

  • Sake güzel, içtik küfelik olduk; acilde midemizi yıkadılar. Hastane masrafı kol gibi, sigorta öder mi?
  • Her isteyeni buyur eden bir Darülaceze değil.

Sigorta Karti Ornegiİlaçlar
Sigortalının ilaç seçme hakkı var. Doktora veya eczacıya muadil ilaç kullanmak istediğini söyleyebiliyor. Türkiye ile kıyaslandığında, reçeteli ilaçların hastaya ulaştırılmasında en önemli fark ise ilaçların kutuyla değil, taneyle verilmesi. Örneğin, kulak enfeksiyonu için doktora gidildiğinde, 7 günlük, günde birer doz antibiyotik kullanımı için bir reçete çıkıyorsa; eczaneden de sadece 7 kullanımlık ilaç tedarik ediliyor. Bu da kullanılmayacak ilaca harcama yapılmayacağının, yani ne sigortalının, ne de devletin israf edilsin diye, kullanılmayacak ilaca para vermeyeceğinin garantisi. Kısaca, kimse 7 kapsülü içip, pakette kalan 3 kapsülü sonra çöpe atmıyor. Bu, aynı zamanda tedavinin etkisini görmek, hastayı ve hastalığı takip etmek için de bir yöntem olarak kullanılabiliyor. Durumu düzelmeyen hasta, yeni ilaç alabilmek için hekime geri dönüyor. Kulaktan dolma bilgilerle, başka yöntemlerle, başkasından alınan ilaçlarla kendi başına karar almıyor.

Hastaneler ve Acil Durumlar
Yasalara göre hastaneler kesinlikle kar amacı gütmeyen oluşumlar ve yöneticileri mutlaka doktor olmak zorunda. Kar amacı güden şirketler hastane sahibi olamıyor ve yönetemiyorlar. Bu da hastane masraflarını oldukça düşük tutuyor. Şirketler konusunda sanırım bazı özel durumlar var, ancak ana oluşumun dışındalar. Özel klinikler var fakat bunlarla ilgili tek bildiğim zorunluluk bir doktorun klinik sahibi olması.

Ne yazık ki, Tokyo da dahil olmak üzere, çoğu bölgede hastanelerin hizmet dili Japonca. Bunun dışında, İngilizce, Korece, Çince gibi ikinci bir dilde de hizmet alınabilenler varsa da azınlıktalar.

Japon “Hızır Acil” Servisi, ihtiyaç sahibini Japonca ve İngilizce yönlendiren bir acil durum iletişim hizmeti sağlamakta. Örneğin, bir besin zehirlenmesi durumunda gecenin köründe telefonla yardım talebiniz olursa; acil durum görevlisi sizden isim, adres, irtibat telefonu, hastanın durumu vs. gibi bilgileri alıyor ve cankurtaranı (siren sesini duyduğunuzda sokağa çıkıp) karşılamanızı istiyor. Daha sonra görevliler dırdır etmeden (asansör yok, merdiven dar vs. demeden), hastayı özel sedyeyle kaldırıp ambulansa yerleştiriyorlar ve durum değerlendirmesini yapıyorlar. Bu arada hizmeti alacak kişinin sağlık sigortası, kimlik vs. gibi kritik evraklarını da mutlaka bulundurmanızı söylüyor, anında yönlendirmede bulunuyorlar.

Ancak, sistem pürüzsüz değil. Cankurtaran ilk müdahale için genel bir sistemden, istenen adrese yönlendirilse bile, tüm işlemler tek bir merkezden yürütülmüyor. Hastanın ilk değerlendirmesi sonrası, ilk tanıya göre, hastayı kabul edecek uygun hastaneyi (tedavi edebilecek bir doktor ve altyapı bulunduran hastane) bulmak için ilk yardım ekibi, sıra ile olası tüm hastanelerin durumunu telefon/telsiz ile kendi başına teyit edip; “olur” aldıktan sonra yola çıkabiliyor. Sistemin en zayıf halkasını da “ilk müdahale sonrası hastaneye ulaşana kadar geçen” bu ölü zaman oluşturuyor. Hatta doğum gibi basit ve uzun süre zarfında gelişen kimi durumlarda, saatler boyu hastane hastane dolaşıp, kabul edilmeyen ve istenmeyen sonlara varan acı tecrübeleri de var Japonya’nın.

Az Polyannacı olur ve durumdan kendinize pay çıkarırsanız, yabancılar için aslında bu ikircikli durumun biraz avantaj yaratabildiğini söyleyebiliriz. Ballıysanız Japonca dışında bir hizmet dili olan hastaneyi seçme şansınız oluyor, tabii hızdan ödün vererek. Diğer türlü sistem size danışmadan hastane atayacak ve hastanede cebelleşecektiniz.

Hastanenin belirlenmesi sonrası, hasta cankurtaranla “olur alınan hastaneye” ulaşınca acilde çalışan ekibe teslim ediliyor ve bir daha cankurtaran ile ilgili herhangi bir ilişkisi kalmıyor. Nakil hizmeti ücretsiz veriliyor. Sadece yolda verilen serum, ilaç, pansuman malzemesi vs. son faturanıza yansıyor.

Son olarak, helikopter ve uçak ile müdahale ve nakil durumunda, ek ücretlendirme olabiliyor. Prensipte ilk yardım hızının ve bu tür araçlarla müdahalenin gerekli olduğu kanaati sağlandığında (bu yargıyı ilk müdahaleyi değerlendiren kurum yapıyor) ücretsiz sağlanabilirken, aciliyeti olmayan durumlarda bu tür bir olağan dışı kullanım, sigortalıya bilahare faturalandırılabiliyor. Atlamamak gerekir.

Diğer Konular
İncelemeye değer bir çok konu olsa da hem kullanmadığımızdan, hem de göremediğimizden her alana dair yorum yapamıyorum. Ancak, eklemeden geçemeyeceğim bir konu doğum yardımı. Sağlık sigortası sisteminin en göze görünmeyen kısmı, dönemsel ve anlık yardımları. Özellikle, çoluk çocuğa karışma durumunda göze çarpan, doğum öncesi ve sonrasındaki koruma takdirlik.

Sigortalı kişi çocuk bekliyorsa anne ve bebek için kapılar bir bir açılıyor. Doğum öncesi kontrollerden, hazırlık eğitimlerine, doğum sırasındaki hastane masraflarının bir kısmının karşılanmasına (başka bir sigortası yoksa çocuk başına 400.000 JPY gibi bir sabit destek veriliyor, ve bu 16 haftadan uzun ama başarısızlıkla sonuçlanmış -düşük, ölü doğum gibi- gebelikler için de geçerli), doğum sonrası desteğe, bebek için aşılara, kontrollere kadar her şey sigorta kapsamında. Anneye bebek haberi verildiği ilk andan, anaokuluna başlayıncaya dek geçen sürede verilen destek örnek gösterilecek cinsten. Ama bir Finlandiya örneği varken tastamam demek güç. Oransal katkı payı da işin içinde unutulmasın.

Bir doğum örneği vermişken, bir de ölüm desteğine değinelim. Doğruya doğru, Allah için böyle bir destek var. Sigortalı bu tarafla ilişkisini kestiğinde, 70.000 JPY gibi bir meblağ yardım alabiliyor geride kalanlar. Cenazeyi kaldırsınlar diye. Ama gel gör ki, cenaze işleri epey okkalı bir tutardan açıldığı için verilen destek kefen parasından öte bir şey değil. Dostlar alılverişte görsün..!

En nihayetinde dönüp dolaşıp aynı soruya geliyoruz: Japonya Yaşanılacak Bir Yer Midir? Bu şartlarda bazı yerlerden iyidir; fakat hala en iyi yerdir demek güç…

Ama biz yine de sorularınızı alalım…!

Yorumlarınız için...!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Gelişmeler emailinize gelsin!

Bana Ulaşmak İçin

semihsunkar(at)gmail...
Hemen hemen 7/24!

ZİYARETÇİLER

  • 430,007 kere geldiler...!

İçindekiler

%d bloggers like this: