Ailenizin Japonu!

Japonya'ya dair "kulaktan dolmayan" bilgiler

Sivil Hayatta Askeri Hiyerarşi


Japon kültürü içinde hayatın hemen her kademesinde bir ast-üst ilişkisi olduğunu hissetmek ve gözlemlemek mümkün. Buna uzun yılların birikimi demek de mümkün; çarkların bu şekilde kurulmuş olması demek de… Ben bir sosyolog veya antropolog değilim; ahkam kesmem doğru değil. Ancak, en basit gözlemle bile varılan bir sonuç bu…

Japon halkı, uzun yıllar kıt kaynaklarla kendine yetmeye çalışmaktan, doğal afetlere birlik olarak karşı koymaktan bir doğal imece ruhu geliştirmiş. Bunu yaparken de bu sisteme uygun yönetime yardımcı olacak dayanak noktaları da oluşturmuş. Bazı yerlerde, zaman zaman sivil hayatta bir askeri hiyerarşi olarak aşırılara bile kaçmış.

Günlük yaşamda hiyerarşiyi tanımlamak için en başta iki grup sıfata yer vermekte fayda var.

Sensei (先生): Öğretmen, eğitmen, düzelten, önce yaşamış olan.
Seito (生徒): Öğrenci, öğrenen.

ve

Senpai (先輩): Öncül, önceden giden sınıf, üst sınıf.
Kouhai (後輩): Ardıl, arkadan gelen sınıf, alt sınıf.

Bu sıfatlar hayat boyu yaşayan, içi dolu olan ve ilk öğretimden, emeklilik yaşamına kadar kullanımında kalan, eskimeyen, yozlaşmayan sıfatlar.

Sensei – Seito

Ünvanların içinde en gösterişli ve anlamı en geniş olan “sensei“. Günlük hayatta “öğretmen” anlamının yanı sıra, anlam genişlemesiyle daha bir çok alanda kendine yer bulmuş. Basit bir öğretmenden, okul müdürüne, profesöre, rektöre kadar varması tahmin edilebilir. Ama kullanımda “konunun uzmanı” anlamını da içerdiğinden, avukat, araştırmacı, hekim, hakem için de son derece normal bir biçimde kullanılmakta. Danışman gibi düşünülebilir.

“Seito” veya öğrenci senseisinden bir şeyler öğrenme, kapma çabasındaki öğrencileri anlatan ikinci grubu oluşturmakta. Burada sıradan ilkokul çocukları da sıralanabilir, “çırak” olan “deşi”ler de. Bu grupta amaç bilginin bir üst kuşaktan, alt kuşağa aktarılması. Eşlik, eşitlik kavramı daha zayıf. Biraz daha dikte ve zorlama söz konusu.

Sensei

Senpai – Kouhai

Senpai – kouhai ilişkisi batı eğitim modelini örnek almış bizler için anlaması, kavraması en güç olan ilişki sistemi. Bu ilişki yaş ve deneyim üzerine kurulu bir ast-üst ilişkisidir. İlk aşamada, temel eğitimde, ilk ve orta öğretimde, “yaş” iki grup arasındaki ilişkinin temelini oluşturur. Aynı ilişki, üniversiteden itibaren yaştan ziyade, “öncül-ardıl” ilişkisine döner. Olay tecrübeye bakar. Konuyla ilişkisi uzun olan, olayın özünü erken kavrayan, öncül olur. Burada yaştan dolayı saygı ve iş bölümü olmaz. Mutlak eşit şartlarda yaşça büyük olanın kararlarda eşitliği bozma hakkı mesela Kore’de vardır, ama Japonya’da pek uygulanmaz.

Bunun dışında öncül olan ardılına öğretmekle yükümlüdür. Ama bu zıvanadan çıkma noktasına da gelebilir. Bunun sınırları muallaktır. Mücadele ve çekişme gerektiren, spor, münazara, düşünce topluluklarında illa ki bir aklı evvel çıkar; “Dediğim dedik, çaldığım düdük” kendi borusunu öttürmeye çalışır. Hele de yalnızca yaştan dolayı “senpai” falan olduysa, of aman! İşin içinde net belirlenmiş kurallar, uygulamalar, sınırlar yok. Her sene üniversite öğrencileri, üniversiteye başlayıp öğrenci topluluklarına ilk üye olduklarında, senpailerinin “tecavüzüne” maruz kalır. Bu tecavüz kişilik hakları da olabilir, diğer konular da. Sonuçta “senpai” ne yaptırmak isterse yaptırma hakkını kendinde buluyor; “kouhai” de buna izin veriyorsa (veya vermek zorunda hissediyorsa), çok çetrefilli olaylar çıkabiliyor.

Mesela her sene muhakkak senpai zorladi diye içmek zorunda kaldığı bir şişe viski, votka, (artık her neyse) yüzünden komaya girip, hastanelik olan; hatta ölen bir “kouhai” muhakkak var. Benzer biçimde, bir spor takımında bayılıncaya kadar koşturulanlar vs. Bunların çoğu önlenebilir şeyler, ama hiç biri bir kurala dayanan, kitaplarda yazan ast-üst ilişkisi tanımına girmeyen noktalar. Kişisel içeriği daha baskın, senpai-kouhai ilişkisinin.

Özellikle bu noktada “damdan düşer gibi” dikte ettirilen yapmacık senpai – kouhai ilişkisinin “yaratılışındaki yanlış” ortaya çıkıyor. Sırf yaşça büyük, iki teknik fazla biliyor diye birisi senpai olmaz. Senpai öğreten, yol gösterendir. Yardımcı olandır. Yine aynı şekilde hakkı verildiğinde kouhai taşın altına elini sokan, yüke omuz verendir. İşin içindeki iki kişi aslında eştir. O işi yaparken ikisi de öğrenendir. İnsan ilişkisinden tut, işin yapılışına kadar iki taraf da eşit temelde. Gidip senpai icin tanrı veya sahip, kouhai için de kul-köle yakıştırması yapmak düpedüz yanlış uygulama olur.

Japonya’da ast-üst ilişkisi gündelik hayata ve insan ilişkilerine yansıyan oturmuş bir kültür işi. Öyle uzaktan incelemeyle de pek anlaşılacak, araya çomak sokmayla da değişecek türde bir öğreti de değil üstelik. Sonuçları zaman zaman iyi diye, özümsemeden, damdan düşer gibi uygulumaya dökülecek cinsten de değil üstelik… Yani damdan düşercesine, benzer bir ast-üst yapısı kuralım, senpai veya kouhai olalım diyerek 17 yaşında aniden “biz yaptık oldu!” denilerek uygulanabilecek bir sistem de değil. Japon tarzı bir toplum mühendisliğinin tek kuşakta sonuç vereceğini düşünmek biraz saflık. Dikte ettirilmekle olmayacağı aşikar. Hiyerarşinin ilk ve ana öğelerinin temel eğitimden gelmesi gerekli bir kere…

Jal Giris Toreni

Yıllar yılı eğitimi alınan toplum hayatındaki hiyerarşinin kendini en net şekilde gösterdiği yer iş hayatı. Çalışma hayatındaki ast-üst ilişkisi, bulunulan konumlar, karşılıklı hitap biçimleri, işin işleyişi, yapılış ve yaptırılışı, vb. gibi hemen her noktada bir düzen var. Bu düzen ve barındırdığı hiyerarşi -askeri disipline göre bir nebze gevşek de olsa- daha işe başlamadan kendini tüm çıplaklığıyla göstermekte. Bir büyük şirketin “işe giriş töreni”, büyük bir hazırlık sonrasında, hemen hemen askeri geçit töreni uyumu içinde mesela. Kimin nerede duracağı, nerede oturup, nerede kalkacağı; kimin ne diyeceği; saflar arasındaki mesafe, kıyafet, ellerin duruşu, vb. daha neler neler.

Kısaca uzun uzun anlatmakla da olacak gibi değil, Japonya’nın günlük yaşamındaki görünmez kuralların en görünürleri bu askeri yapının içinde, belki de hepsi bir arada. Japonya’da hala eşitlik, çeşitlilik keşfedilmeyi bekliyor…

7 comments on “Sivil Hayatta Askeri Hiyerarşi

  1. Pingback: Japonya’da Yabancı Öğrenci Olmak | ...S.a.S...

  2. Pingback: Süper Küresel Japon Üniversiteleri | …S.a.S…

  3. Pingback: Japon Şirketlerinde Neler Farklı? | ...S.a.S...

  4. Pingback: Deneylerdeki 7 Farkı Bulun… | ...S.a.S...

  5. Pingback: 10 Yılın Ardından – Bölüm 1: Ne Umdum, Ne Buldum? | ...S.a.S...

  6. Pingback: Japonya’da İş Aramak | ...S.a.S...

  7. Pingback: Japonya Yaşanılacak Bir Yer Midir? | ...S.a.S...

Yorumlarınız için...!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Gelişmeler emailinize gelsin!

Bana Ulaşmak İçin

semihsunkar(at)gmail...
Hemen hemen 7/24!

ZİYARETÇİLER

  • 430,007 kere geldiler...!

İçindekiler

%d bloggers like this: