Ailenizin Japonu!

Japonya'ya dair "kulaktan dolmayan" bilgiler

Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 3


İlk iki bölümde genel hatlarıyla Hokkaido ve Sapporo‘yu eşelemiştik. Sapporo şehir merkezi ve yakın çevresini gördükten sonra mevsimine göre Furano’da lavanta tarlalarına, fahiş fiyatlı oteller cenneti Niseko’da kayak olayına girebilirsiniz. Hatta noel arefesinde oteller, ren geyikli kızak bile hazırlamaktalar… Öyle de bir atmosfer arayan vardır… Ama bizim zügürt turist tercihlerimize uymadığından pas geçiyoruz.

Niseko, Furano yerine tercihinizi geze geze Hakodate’ye gitmekten yana kullanmanız da mümkün… Ancak bu yolculuğu tren yerine araba ile yapmanız daha da keyif almanızı sağlayabilir… Nedenini Toya Gölü’nü gördüğünüzde anlarsınız. Araç kiralayabilirseniz, araç size yalnızca bu gün gerekli olacağından, abartıp Hokkaido’daki tüm günleriniz içim kiralamayın. Paranız cebinizde kalsın… O parayla Sapporo’da Sapporo ramen (et suyuna), kuzu ızgara (jingisukan) veya somon antrikot (sake harasu) yersiniz. Hakodate’nin dandik ramenine (mürekkep balığı suyuna) kanmayın. Hakodate’de deniz ürünleri yemek veya Lucky Pierrotda yerel lezzetlerin harmanlandığı hamburgerlerden tatmak daha iyi seçenekler…

Toya Gölü’ne gitmesek olmaz mı?

Olur tabii… Toya Gölü’ne gitmeseniz de olur. Meraklarınız arasında cennet ve cehennemi aynı yerde görmek gibi bir seçenek yoksa gitmeseniz de olur… Toya Gölü’nde görecekleriniz hepi topu sürekli gaz-buhar çıkışı olan aktif bir yanardağ ile bu yanardağın kraterinde oluşmuş bir göl. Toya Gölü, belki kuzeydeki Akan Gölü kadar berrak olmayabilir ama Japonya içinde sıralamada ilk 3 içinde, müthiş berraklıkta ve mavilikte… Gölde atraksiyon fazla değil, mevsimine göre göl ortasındaki adaya gitmeniz, tekneyle gezinmeniz mümkün… Ayrıca, gölün güney yakasında kalan yanardağın zirvesine ulaşmanız için bir teleferik hattı da var. Yukarıdan gölü ve hemen güneydeki okyanusu görebilirsiniz. Olay gölü ve yanardağı görmekten ibaret olduğundan, 2-3 saatte biter. Araçla gelinmesindeki sebep, göle en yakın istasyonun bile en nihayetinde uzak olması, Hokkaido’nun coğrafi olarak birbirinden kopuk, yalıtılmış kentlerini görmek. Yolda gelecek McDonalds 100 km ötede yazısını görüp afallamak… Kalabalık ve dip dibe Honshu’da olmayanı tatmak. Toya Gölü’nde kalmayacağınız ve öğle yemeği sonrası Hakodate’ye doğru devam edeceğinizi varsayarak sıradaki durak Hakodate’ye geçiyorum…

Çirkin ördek yavrusu Hakodate

Hakodate, Hokkaido adasının güneydoğu ucunda bir kıstak üzerine kurulu, eskiden beri denizcilik ile var olmuş bir kent. Tarihi gerçekten ilginç. Hokkaido, ya da eski adıyla Ezo Ülkesi’nin başkentliğini bile yapmış bir dönem. Sonra zamanında Tokyo’daki merkezi otoriteye baş kaldıranlara, çok eskilerde değil daha 120-130 sene öncesi, “yataklık” yapmış biraz kendine özgü bir yer. Yabancılara açılan ilk limanlardan olması, denizcilerin uğrak noktası olması, Japon – Rus Savaşı öncesi ve sonrasında bir idari üs, savunmanın ön hattında yer alması şehrin şu anki yapısına etki etmiş.

Şehir alan olarak küçük. Hemen hemen tamamı bir kıstak üzerinde bir yerleşim. (Şu kıstak kelimesini de ilkokuldan beri bir türlü kullanmak nasip olmamıştı, bugüne kısmetmiş meğer…) Şehrin iki yanı deniz, bir yanı dağ. Dağ derken yarımadanın sonunda ufak bir dağcık, Hakodateyama. Eski şehir (Motomachi) de bu coğrafyayayla sınırlanmış. Şekil itibari ile her hangi başka bir yere benzemiyor. Liman boyunca yavaş yavaş Hakodateyama yönünde yürüdüğünüzde ve hafiften dağa doğru çıkış yoluna girip, ufak yokuşları arşınladığıınızda eski şehir size kendini gösteriyor. Hele şehrin eski yapılarıyla karşılaştığınızda Hakodate’nin farkını daha iyi anlıyorsunuz. Özellikle öğleden sonra yürümeye başlayıp, ufak adımlarla akşam üzeri Hakodateyama’ya çıkmak üzere teleferiğe varır ve şehri teleferikle çıktığınız tepeden seyrederseniz, akşam kararan gökyüzüyle, teker teker yannaya başlayan ışıkların köşe kapmacasını seyredebilirsiniz. Tepede fiyatları gayet makul olan bir restoran da hizmet veriyor, rezervasyona gerek de yok üstelik. Ancak akşam üstü yer açılması için biraz beklemek gerekebiliyor.

Şehir bu kadarla sınırlı değil elbette. Motomachi’de yer alan yabancılar adına yapılmış, geçmişin hizmet yapıları, kiliseler, diplomatik misyonlar vb. şehrin bugün Japonya içinde bam başka bir atmosferi olmasını sağlamış.

Şehrin Batı mimarisinden etkilenişi ve paylanışı yalnızca Motomachi’de değil, kentin diğer kısımlarında da aşikar. Liman boyu bulunan eski antrepolar, şehrin göbeğindeki beşgen yıldız biçimli kale ve şerin en ucunda yer alan manastır ile buraya epey yakın Onuma yarı milli parkı… Hepsi için bir buçuk gün yeterli… Özellikle Goryokaku’yu veya manastırı, Motomachi ile beraber aynı gün ziyaret edecekseniz tramvay ve otobüslerde kullanılan günlük bilet çok işinizi görecektir.

Nerede kalalım, ne yiyelim, ne içelim?

Sapporo olsun, Hakodate olsun, kent merkezinde kalınacak otel, yemek yenilecek restoran vb. hizmet sektörü -turizmin gözü çıksın, hakkını verelim- ne ilişkin en ufak bir sıkıntınız olmaz… Süper lüks otellerden, yurt tarzı hostellere hemen her bütçeye uygun seçenek var. Yalnız Kar Festivali ve yaz ayları süresince erkenden rezervasyon şart. Gittiğimizde nasılsa buluruz demeyin.

Aslında daha yazılmayı hak eden  bir çok nokta var ancak bu seferlik bu kadar. Zamanı geldikçe ekleme yapmak, güncellemek üzere…

3 comments on “Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 3

  1. astrobiyolojii
    August 5, 2012

    Abashiri’yi gordunuz mu ? yasanabilecek bir yer mi? postdoc icin ordaki universiteden cevap aldim da vazgecicem sanirim🙂

    Like

    • sunkarsemih
      August 5, 2012

      Guzel seyler soylemek isterdim ama universitesi oldugunu bile bilmiyordum desem… Arastirma konunuz biyolojik arastirmalar uzerine olacaksa hani belki de… Hokkaido Universitesi degilse bir kere de yasam sartlarini ele alarak ayrintili dusunmek gerekli diyebilirim…

      Cogu iskandinav sehri de kucuk, soguk vs ama is Japonya’da olunca epey bir mahrumyet bolgesi oluveriyor maalesef.

      Like

  2. Pingback: Hokkaido Gezi Rehberi – Bölüm 2 « …S.a.S…

Yorumlarınız için...!

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

Gelişmeler emailinize gelsin!

Bana Ulaşmak İçin

semihsunkar(at)gmail...
Hemen hemen 7/24!

ZİYARETÇİLER

  • 430,007 kere geldiler...!

İçindekiler

%d bloggers like this: