Japonya Yaşanılacak Bir Yer Midir?


Çok basit bir soru.

Ancak, uzun süreyle, çalışma ya da yüksek lisansdoktora yapma niyetiyle Japonya’ya gelmeyi düşünen biri için cevabı çok karmaşık olabilen ve muhattabı için hayati önemde bir soru… Aslında bu konuyla ilintili bir çok kişi hep aynı soruları soruyor, merak ediyor… Bizler de zamanında bu soruya yanıtlar aradık, bulduk ya da bulamadık… Ama devir bilginin paylaşıldığı bir devir… Geçenlerde yine Japonya’ya uzun süreliğine gelecek bir arkadaşa yazarken çıktı bu metnin taslağı… Her ne kadar yazılanlar kimileri için doğru olmasa da, kişiden kişiye değişse de, kendi gözlemlerim ve deneyimlerim sonrası aklımda kalanlar şunlar…

1- Büyükşehirlerle kırsal kesim arasında akla kara kadar fark var. Aslında her ikisi de kendine özgü bir hayat tarzı sunar. Tokyo-Osaka-Nagoya-Fukuoka-Sapporo gibi büyük şehirlerde ulaşım, alışveriş, iletişim türünden büyük bir sorun yasamazsınız. Ama çok büyük bir olasılıkla, Japonca bilmemenin getirisiyle, epey de bir yabancılık çekebilirsiniz. Büyük kentler derken Tokyo Körfezi (Kanto) ve Osaka çevresini (Kansai)  -Kyoto hariç- ayrı bir kategoriye almak daha doğru sanki. Bu bölgeler dışında kalan yerler biraz daha Japon kimliğini korumuş gibi. Özellikle Tokyo ile kıyaslanınca daha bir oryantal.

2- Yaşam konusunda ne gibi sıkıntılar yaşanabilir bu kişiden kişiye değişse de bir çok konu çoğu yabancı için ortak.

  • - Çoğu büyükşehirde hayat çok hızlı, kişilerarası iletişim daha yüzeysel ve özellikle bir çaba göstermediğin sürece arkadaş edinmek daha zor.
  • - Kültür – dil ve yemekler çoğu kişi için anlaması güç şeyler. Bunlara hızla alışmak için biraz deneysel takılmak, biraz da girişken olmak gerekiyor.
  • - “Çiğ balık yenir miymiş”, “ay bunun görüntüsü ne böyle”, “ama bu sebze böyle pişirilmez ki” dememek lazım. En basiti, bir insan yiyebiliyorsa ve inancınız izin veriyorsa , denenmeli, sonrasında hoşuna gitmezse zorlamamak en iyisi.
  • - Yemeklerin çoğunda o yemeğe has bir sos olabilir. Misal ramen, udon, soba ve somen 4 ayri tip makarna – erişte. Hepsinin yapılışı ve servisi farklı. Ramen sıcak, udon ve soba hem sıcak  hem soğuk, somen soğuk yenen bir makarna. Ve coğu zaman haşlandıkları suyun içinde çorbasıyla ikram ediliyorlar. Ve bu haliyle çorba içinde yüzen makarnayı gören sıradan bir Türk, değil yemeyi, dükkana girmeyi bile düşünmüyor. Tamam görüntüsü davetkar olmayabilir, ve hatta “soğuk makarna mı olurmuş” diyebilir, ta baştan yemeyi reddedebilirsiniz. Oysaki o soğuk meymenetsiz erişte, yazları hem sağlıklı, hem lezzetli, hem de ferahlatıcı…
  • - Büyükşehirler etnik dünya mutfağından çok çeşitli lezzetleri sunan restoranlarla dolu. Alım gücünüz olduğu sürece alternatifleriniz hemen hemen sonsuz. Ayrıca, bildiğim kadarıyla Sapporo hariç önemli her büıyük şehirde en azından bir Türk restoranı, dönercisi var. Çok canınız çektiğinde gider, hasret giderirsiniz. Bunun dışında internet üzerinden peynir, zeytin, salça, taze baklava-börek, rakı, şarap, vs artık ne isterseniz (et ürünleri hariç). her şeyi sipariş edebilirsiniz. Sonuçta kıtlık yok, parası olana ya da yetene, az biraz da Japonca kotarabilene her şey var.
  • - Buraya gelirken neler getirilmeli? Olmadığında eksik hissedeceğiniz ne varsa getirin. Ama gidip pirinç, saç kremi, yorgan, yastık, tuz vs getirmeyin. Burdan alırsınız hem ucuz, hem taşımaya değmez, hem de tuz her yerde aynı tuz.. Kim uydurmuşsa “Japonya’da tuz yok” diye, alnından öpmek lazım… Bir deli 40 akıllı misali hala bu soru soruluyor…
  • - Beyaz peynir getirin, zeytinyağı ama iyi ama kötü var her yerde, Türk zeytini ve turşusu yok, taze yufka kargo ile 2 günde Tokyo’da yapılıp adresinize gönderilebilir. Bunun dışında ilk gelirken 1 haftadan fazla dayanmayan zerzevat getirmeyin. Zaten gelir gelmez büyük olasılık koyacak yeriniz, yapacak zamanınız olmayacak.
  • - Eliniz boş gelmeyin. Özellikle burada iş arkadaşlarına ve laboratuvar üyelerine hediye etmek için çam sakızı çoban armağanı bir şeyler muhakkak bulundurun. Pişmaniye, lokum, Türk kahvesi, dumanı tüten künefe, içli tava (bu bana) falan getirin. Pişmaniye ve saray helvasının lokumdan çok sevildiğini de ekleyeyim… Aşırı tatlı, şerbetli Türk tatlılarından kaçının… Yenilemeyince ziyan olmasın diye hepsini yemeye kalkacaksınız, sonra mide fesatı geçirirsiniz falan ne olur ne olmaz…
  • Bundan başka bir de hoşgeldin yemeğine gidilecektir hep beraber, bir Japon geleneği olarak. Japonlar içmeyi de seven insanlar olduklarından, bu buluşma için illaki rakı getirin. Kendiniz içmeseniz, sevmeseniz bile renk değiştirmesi sansasyon yarattığından getirin… Zaten mezeli de mezesiz de içemeyecekler  ama neyse, bulunsun… Yok rakı olmaz derseniz, şarap da iyi bir seçenek. O da olmaz diyenlere ıhlamur, nane-limon, bitki çayı işte içilmek üzere güzel alternatifler.
  • - Ne giyelim ne getirelim? Tokyo’dan güneyi, Türkiye’nin en güneyinden daha güneyde, bu bağlamda Kanto’dan güneydeki çoğu büyük şehire, Kyoto hariç, yılda 2 kere kar yağar yağmaz, ama çok nemli bir soğuğu olur. Tohoku ve Hokkaido’ya gelecekler için de “Uzun dönem askerliği Sivas’ta yapacaklara tavsiyeler” içerikli forumları okumalarını öneririm…
  • - 4 mevsim de mevsiminde kendini gösterir” demeyi çok isterdim ama durum pek öyle değil. Tokyo için örneklersek:
    • + Ekim ayı ılık (Mayısla beraber Kanto’nun en güzel dönemi)
    • + Kasım – Aralık başı soğuk sonbahar, aralıktan marta kadar kış. Nemli, ara ara yağışlı, nadiren karlı
    • + Mart ortasından itibaren mükemmel bahar
    • + Martın sonu Nisan’ın başı sakuralar ve inanilmaz bir mevsim
    • + Mayıs ılık ilkbahar
    • + Haziran sıcak ve çok yağmurlu
    • + Temmuz nemli, çok nemli ve ve çok sıcak ve yağmurlu
    • + Ağustos nemli nemli nemli, cehennem sıcağı
    • + Eylül tayfun mevsimi…
  • - Şimdi bu durumda ne getirmeli? Tokyo için abartılı kışlıklar getirmeyin, bir Erzurum değil sonuçta. Takım elbisenize ek, suya dayanıklı bir kaban, mont, sıradan kotlar botlar vs, kazak, gömlek, sweatshirt… Burada çoğu konutta ısınma amaçlı bir merkezi sistem veya kalorifer tesisatı olmadığından, pek içinizi ısıtmayacak klimalarla yaşayacaksınız. Bu durumda da üşüyen biri için kat kat giyinmek gerekebilir. İnce ama sıcak tutan şeyler hayat kurtarıyor. Getireceklerinizin gerisi yazlık olsun… Yaz kıştan çok daha uzun… Sıcak sıcak sıcak… Hele Tokyo kent merkezi, of binalar, yaydıkları sıcak hava, havanın nemi… Aman neyse…

3- Japonca… Hiç bilmeden gelen çok insan var. Ama ögrenmeye gönüllü olmak, hevesli olmak hiç değilse derdini anlatmak için yarım yamalak da olsa 2-3 cümle edebilmek -her şeyden önce sizin adaptasyonunuzu hızlandıracağı için- çok önemli. Kimse bir yabancıdan başbakan Japoncası beklemiyor. Ama halkın İngilizce kullanamadığını gördüğünüzde, 2 kelimenin bile nasıl yardımcı olacağını tahmin edebilirsiniz..

4- Türkiye’de yetişmiş biri olarak her hangi bir durumda anlık, geçici, pratik bir çözüm getirmeye alışmış ama uzun vadeli planlarda da çuvallama potansiyelimizin tavan yapmış olduğunu varsayıyorum. Gözlemledğim kadarıyla bunlar Japonlar için maalesef pek geçerli değil. Yeni bir cihaz alındıysa kurcalayıp öğrenen bir Türk’le, 2 hafta kullanım kılavuzunu okuyan bir Japon biraz farklı… Japon aleti hemen kullanamasa da 2 ay sonunda alaylı bizlere epey bir fark atabiliyor. Ciddi bir anlayış farkı…

5- Japonya’nın kültürünü çok sorgulamamanızı, özellikle siyaset, din ve inanılmaz ama bizdeki gibi ekonomi konuşulmayan bir toplumda bu tür konulara da girmemenizi önerebilirim. Hem ilgisizler, hem de bizdeki fanatikliğe varan kör inanç yok. Kendini ateist olarak tanımlıyorsan, ateistsin iyisin – kötüsün ya da benzeri bir sıfatın yok, müslumansan  neden namaz kılıyorsun, ya da oruç tutuyorsun diyen de yok. Hatta buna saygı duyup kılığına kıyafetine, yediklerine de karışmıyorlar. Japonlar için duruşun tutarlı oldukça, uyumlu oldukça, adamlar da sana uyduruyor. Atıyorum tavuk sevmiyor musun, tamam o zaman balıkçıya gidelim, balıkçıa böcek sevmiyor musun, tamam senin tabaığıdan çıkarttıralım… Her şeyin bir orta yolu var. Gelen yabancı azıcık sabırlı olsun yeter. Dil de yavaşça geliştikçe daha çok anlayıp, daha çok özümsemek mümkün….

6-Kapatırken bir konu da şans üzerine… Buraya gelen insanlar 6 ay – 1 sene sonunda Japonya hakkında bir karara varmış oluyor. Ya çok seviyor, ya nefret ediyor arasını pek görmedim. Sevenler de yeri geldi mi saydırıyor ama tam tarifi yapılamayan bir huzur var burada… Umarım bu huzuru bulan tarafta olursunuz… Umarım çevreniz sevmenize ve rahat bir 3-4 yıl geçirmenize yardımcı olacak anlayışta ve yapıcılıkta olur. Elden geldiğince Japonca ögrenmeye, toplumla ilişki içinde kalmaya gayret edilirse, herkes icin daha kolay. Düşünsene “Mutlu değilim, dönmek istiyorum” diyen bir iç sesle, “Ama daha yapacak çok şeyim var” diye karşı çıkan bir sesin tartışmalarını…

Başka kaldı mı eksik bir yer…? Muhakkak vardır ama şimdilik bu kadar…

“Birader şu kadar yazdın bir Roppongi gecelerinden bahsetmedin ya, yuh be!” haricinde eksik varsa yorumlara yazın, sorun sordurun… Varsa soruları alalım… Bir de bunlar bana ait deneyimlerin düşündürdükleri, anayasanın değişmez maddeleri değiller… Size vuran ikramiye başka olunca kızmayın sonra…!

About these ads

43 thoughts on “Japonya Yaşanılacak Bir Yer Midir?

  1. cok sagol,

    Nagoyo’dan OSaka’ya nasil gidebilecegimi gosteren ingilizce bir site var mi? Tren ya da otobus, kaca patlar kac saat surer vesaire

  2. hocam sagolasin. Pahali gorunuyor trenler otobus buldum 3 bin yene.
    Bir iki sey daha soracagim

    1) japonya’da banyolar farkliymis, kuvetin disinda yikanip giriyormussun, otellerde yurtlarda da durum boyle mi?
    2) burokrasi nasil?
    3) eriste veya corba icerken gurultu cikarmak gerekiyormus dogru mudur, chopstick pilavin icine saplanmazmis. Bu gibi seylerden de biraz bahsedebilir misin:

    • Otobüs bulabilmen iyi olmuş dediğin gibi trenler pahalı.
      Diğer konulara gelirsek;

      Banyolar duş ve küvetten müteşekkil. Duşunu alıp hamama girer gibi girer keyif yapabilirsin. Bizdeki gibi duş teknesi olsun diye küvet koymamış amcamlar… Bunu dışında hamam (onsen) ziyareti yaparsan da anadan üryan hem cinslerinle beraber girip terleyeceksin, ki orada da yine duş – havuz sırası geçerli…

      Yurtlar ve iş amaçlı otellerde her odada genelde duşu, küveti, alafranga tuvaleti, lavabosu olan unit bath – hazır banyolar var. İşletme aşırı eski değilse sorun yaşamazsın. Bundan başka, odada banyo olsun olmasın, ortak kullanıma yönelik hamamlar da epey sıradan bir durum…

      Bürokrasiden kastın ne tam anlayamadım ama bir yabancı olarak uzun süreli kalacaklar için yabancı kaydı ve zorunlu sağlık sigortası haricinde çik da bir bürokrasi ile karşılaşmayacaksın… Bu ilk kez soruldu bak merak ettim şimdi asıl sebebi… ;)

      Makarna-erişte vb. ya da kaseyi eline alabildiğin boyuttaki pilav üstü türündeki yiyecekleri yerken ses çıkararak, bol bol hüpleterek (sıcak da soğuk da aynı) yemek “oh ne güzel olmuş, aman elinize sağlık, bak ne kadar da iştahla yiyorum” demekle eş anlamda… Ama yapmak zorunda değilsin.

      Pilava kaşık saplamanın “bir maruzatımız var.” türü bir anlamı olabilir, kibarca masada bulunan ve üzerine çubukları koyalım diye düşünülmüş küçük zamazingoları kullanalım, yemek yerken masaya dirseklerimizi koymayalım, ağzımız doluyken konuşmayalım falan fişman…

    • banka hesabi acmak icin oturma izninin ve 10 jpy bir mevduatin olmasi yeterli.
      kredi karti icin limiti azami 200000 jpy ile sinirli olan ogrebcilere yonelik dc card adli sirketten kredi karti alabilirsin.
      calisanlar icin sozlesme 2 yildan uzunsa yuksek limitli kart almak mumkun ancak kolay degil, secmeler elemeler sikica. sokaktan gecene kart dagitilmiyor. bunun disinda ehliyet cikarmak icin surus testine girmek gerekli ki deveye hendek atlatiyorlar, byrokrasi degilse de sinavdan zirt pirt cakmak adami ifrit ediyor.

      • sagol hocam,
        bankamatik karti yeterli, japon atmlerinden yabanci kartlarla para cekilebilir degil mi, bir de japonca bilmek gerekiyor mu atm ler icin?

        Japonya’da cogunun arabasi yok diyorlar, park ucreti pahaliymis araba cok gerekli degilmis gibisinden.
        Turk veya Amerikan ehliyeti kabul ediyorlar mi gecici sure olsa da?

        • Yabanci bankalar da olsalar atm’lerden mevduatin yabanci bir para birimde de olsa, japon yeni cekebilirsin.
          Ayni mantikla Turkiye’de de yalniz turk lirasi cekebilirsin. Japonca disinda Ingilizce menu secenegi de var cihazlarda. Eger havale eft yapmayacak: yatirip cekecek, hesap ozeti alacaksan ingilizce yeterli. ancak para cekme yatirma komisyona tabi..

          Araba sahibi olmak Kanto ve Kansai bolgeleri icin luks. Ancak buralardan uzaklastikca da gerekli bir sey. Bunun icin de gecerli ehliyetin olmali.
          Turk ve ABD ehliyetleri gecmez. Uluslar arasi ehliyet ile azami 1 yil arac kullanabilirsin. Daha uzun sureyle burada yasayacak TC vatandaslarinin Japonya’dan edinilmis ehliyet bulundurmalari gerekli.

  3. Pingback: Japonya’da Üniversite Ortamları – Bölüm 1 « …S.a.S…

  4. hocam sagolasin, en zor sorumu sona sakladim, bu japonca adreslerden hicbirsey anlayamiyorum, haritada bazen bulamiyorum google maps’ta..

    Mesela adres: 7-chome, Minamikasugaoka, Ibaraki, Osaka 567-0046

    Chome’nin anlami var mi? Cadde isimleri var mi Japonya’da? Apartman numarasi nedir? Google mapste japonca karakterler yazilmis girdim romaji-hiragana ve katakana ceviricilerden cevirdim

    7-ちょめ ile 7-チョメ dedi. ONa benzer birsey bulmaya calisiyorum haritada, 7T8 (tam olmadi oyle birsey) gibi bi yer var 100-200 metre capinda, orada 50 tane ev var, neyse, biraz su adres olayina deginirsen sevinirim.

    • Tahmin edersin ki posta kodu adresin bulundugu bolgeyi, vilayeti, ilce ve semti gosteriyor.
      Bundan baska istisnalar haric cogu cadde ve sokak isimsizler. Dolayisiyla da bizdeki gibi cadde ya da sokak adi yerine/numarasi yerine burada ada-parsel-bina numara sistemi kullanimakta…

      Misal A-ken, B-shi, C-ku 4 chome 24-1
      olsun adres…
      Ken = vilayet, shi = ilce, ku = belediye, chome = ada
      bizdeki karsiligi boyle…
      yani once ada, sonra gelen parsel, sonra gelen de bina numarasi…
      Kolaydi bu soru ;)

  5. Hocam sagolasin da tam ifade edemedim galiba,

    Ayni sayfadamiyiz diye iki ornek vereyim, mesela Turkiyede adresleri genellikle soyle deriz
    Sakarya Cad. Sumbul Apt. C Blok no 7, Nisantasi/Istanbul

    yani biri bu adresi bulmak istediginde Sakarya caddesine gidip, tek tek her apartmana bakip adninin Sumbul apartmani olup olmadigini bulmak zorunda.

    Amerika’da soyledir, Turkiye’de de bazen kullanilir nadiren
    54/C Sakarya Cad. No: 7 , Nisantasi/Istanbul

    yani Sakarya caddesine giden biri, sadece 54 numarali binayi bulmakla yeterlidir, binalar da ardisik, tekler bir tarafta ciftler bir tarafta siralandigi icin, cok kolay bulabilir.

    Japonya’da da anladigim Turkiye gibi bir sistem var gibi gozuktu o 7-chome adasina gidip ben tek tek aradigim yeri mi soracagim?

    • Dediklerinde, dusunduklerinde haklisin.
      Adreslendirme o kadar kolay degil. Ancak her binada, sokakta, elektrik direginde, posta kutusunda yonunu ve aradigin binayi bulabilmen icin tabelalar var… Yine de en iyi yontem degil.

      Daha beteri genel adresleme sistemi de tek basina kullanilan bir sistem degil. Kyoto, Kanazawa ve Sapporo icin baska sistemler var… Iclerinde en kolay olani Sapporo’nunki…

  6. Pingback: Japonya’da Sürücü Belgesi Almak… « …S.a.S…

  7. Çok güzel bir yazı eline sağlık. Japonya’da 1 yıl değişim öğrencisi olarak bulunmuş, bu sene Ağustos ayından itibaren de çalışan biri olarak noktası virgülüne kadar imza atabilirim. :) Bu kadar öz bir şekilde bu kadar konuyu anlatabilmiş olman gerçekten takdire şayan. Ekşisözlük’te de zack nickiyle yazıyorsun yanılmıyorsam? O nickin eski sahibi Kemal yakın arkadaşım, annesi de Japonca öğretmenim olur. :) Niye bu kadar uzattın dersen de tanışabilmeyi gerçekten isterim, Wakayama Valiliği’nde çalışıyorum, Osaka’ya 1 saat mesafede, Kansai’ye yolun düşerse bir izakayada güzel bir muhabbet döndürürüz diye tahmin ediyorum. :)

    • Hahayt! sağol davet için… Kemal daha geçen cumartesi buradaydı desem… :) Emailine cep telefonumu ve mailimi atarım birazdan… Akita’dayım şu sıralar, yolun düşerse beklerim…

  8. Pingback: Bölüm 3 – Tokyo: Kendine Sövdüren! « …S.a.S…

  9. Pingback: Bölüm 4 – Tokyo: Kendini Sevdiren! « …S.a.S…

  10. Pingback: Bölüm 5 – Tokyo’nun Gündüz Güncesi « …S.a.S…

  11. Pingback: Japonya’da Ev Kiralamak « …S.a.S…

  12. Japonya üzerine yazılarının bir kaçını okudum. Güzel, açıklayıcı ve tutarlı yazılar olmuş.

    Bir de bizlere japonca öğrenmek için öneriler versen.

    (keşke dış ülkelerdeki herkes senin gibi oranın hayatını iyi açıklayan bloglar tutsa.)

  13. japonyada tıpta uzmanlık yapabilmeyle ilgili bişeyler biliyo musunuz? belki yeri burası değil ama bulduğum en açıklayıcı blog burasıydı yardımcı olursanız çok çok sevinirim

    • konuyla ilgili maalesef cok fazla bir bilgim yok. bunun oncelikli nedeni tipta uzmanlik icin buraya gelen ve egitim alan kisi sayisinin gercekten cok az olmasi. sanirim ilk ve en onemli sebep egitim dilinin japonca olusu. onu takip eden diger neden de uzmanlik egitimi sirasinda “belirli bir sinavdan gecilmeden” hastaya mudahale etme olanaginin taninmamasi. bu sinavi gecmek icin ne gerekir bilemiyorum ne yazik ki…

  14. Merhaba, yazını gördüm ve gerçekten eline sağlık güzel olmuş.Sana ulaşabileceğim bir mail adresi gönderebilir misin yada benim mail adresimden bana ulaşabilirsen sevinirim.Sormak istediğim bir kaç önemli bir konu var bekliyorum yoncagunaydin@hotmail.com

  15. Pingback: Japonya’da trenler neden durur? Durursa neler olur? « …S.a.S…

  16. Merhaba, yazınızı ben de gerçekten çok beğendim. Ben eşim dolayısıyla bu sene japonya ya gideceğim yani orada herhangi bir okula kayıtlı değilim ya da benim işim dolayısıyla gitmiyorum. Orada çalışma olasılığım nedir? çalışma izni nasıl alınır kimlere verilir? teşekkürler

  17. merhaba!
    ben bu yazınızı, hatta blogunuzu yeni keşfettim. Yurtdışında eğitim almaktan yola çıkıp bir çok yeri araştırırken, Japonya çıktı karşıma. Çok sonraları kendimi burada buldum.
    Verdiğiniz bilgiler gerçekten çok yararlı. kafamda bir Japonya oluşmaya başladı, pek bir bilgim yokken.
    Japonca’ya da ilgim var ve yüksek lisans olarak orada okumak istiyorum artık sanırım. okulumun son senesinde olunca yavaş yavaş buna karar vermeye çalışıyorum.
    Benim için sadece maddiyat önemli ve tabi ki dil. Önce bir Japonca öğrenip, daha sonra yüksek lisans düşünüyorum. Aksi halde ingilizce de pek yeterli değil sonuçta.
    Malesef ki maddiyat çok önemli. Ama nasıl başvurulur, nasıl öğrenilir hiçbir fikrim yok. Vaktiniz olduğunda fiyat olarak da bahsedebilir misiniz?
    twitter’dan takiplemiştim en son sizi. OnTheRoad :)

    Saygılar.

    • Merhaba,

      gelecek olmaniz cok guzel. umarim geldikten sonra da tanisabiliriz.

      Evrak islerinden kastiniz oturma izni, calisma izni, vize, ehliyet turu islemlerse hemen tumunu geldikten sonra kendiniz halledeceksiniz demektir.

      Vize ve benzeri konularda bazi avukatlik/danismanlik sirketleri var. Ama bu hizmetleri yapan sirketler genellikle Japonya’da hali hazirda bulunan kisilere yardimci olan yerler cogunlukla.

      sizin merak ettiginiz nokta farkli mi?

  18. Pingback: Japonlarla İş Yapmak « …S.a.S…

  19. iyi günler. jjapon bir bayan arkadaşım var. Tokyoda yaşıyor. Evlenip tokyoya yerleşmemizi istiyor. Ben emekliyim zaten. o doktor. Alışabilirmiyim acaba oraya ? cevaplarsanız sevinirim.

    • Acikcasi herkesin durumu birbirinden farkli.
      “Alisirsiniz muhakkak” demek de “katiyyen alisamazsiniz” demek de yanlis.
      Ilk zamanlarda yol gosterecek birinin olmasi alismanizi hizlandirir, size destek olur. Bu bakimdan bilen biri ile yasanacaksa alismasi daha kolay olabilir. Bunun disinda diline yavas yavas alismak da size tek basiniza hareket imkani vereceginden, ulkeye ve kulture adapte olmanizi hizlandiracaktir.

      Istekli olduktan sonra alismamaniz icin bir sebep gormuyorum.
      Gunluk kosturmaca icinde biraz saskinlik olacaktir baslarda yalniz…

  20. semih arkadaşım çok teşekkür ederim cevaplandırdığın için. Başka sorum olursa mailinizden ulaşabilirmiyim, mail ile cevaplandırabilirmisiniz mümkünse .

  21. Güzel bir sunum olmuş anlatırken orada yaşıyor hissettim kendimi.. Çok merak ediyorum Japon’yayı ,başka paylaşımlarınız yok mu?

  22. Pingback: Blog Yazarlığından İnsan Pazarlığına « …S.a.S…

  23. Pingback: Sivil Hayatta Askeri Hiyerarşi | ...S.a.S...

  24. Pingback: 10 Yılın Ardından – Bölüm 4: Japonya’da Yaşamak Mı? | ...S.a.S...

  25. waow.. japonyaya adımımı bile atmadım, zerre kadar da anlamam japon kültüründen falan. lakin bu yazdıklarını ben yazabilirdim. muhtemelen. hatta yazıdaki “japonya” kelimelerini çıkar dünyanın herhangi bi ülkesini koy, aynı sonucu alırsın… hava soğuk ama çok da soğuk değil, yemekler değişik ama zorlarsan alışırsın, insanlar soğuk ama dil öğrenirsen kaynaşırsın vs vs vs…ibretlik yazı olmuş.. bravo.. ha bi de tuz varmış orda, bunu da öğrendiğim iyi oldu.. kıvranıyodum orda tuz var mı yok mu diye…

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s